El Habir İsminin Yorumu

İnsanların ve yaptıkları işlerin iç yüzünden ve içlerinde saklı kalan gizli yönlerinden gerçek manada haberdar olan hiç şüphesiz ki Allah’dır ve o her şeyden Habir’ dir. Kendimizi ifade etme yönteminin en aşikar, gözle görünür yönü olan davranışlarımızı hangi gerekçelerle yaptığımızı, neleri onaylayıp nelere karşı çıktığımızı muhakkak ki Allah bilir, ancak bu fiiler zaman zaman bunları değerlendirmeye çalışan muhataplarımız tarafından yanlış anlaşılabilmektedir.

Söz konusu ifade yanılsamaları, insan benliğinin aç bir iştahla üzerine atılarak tahrik ve kışkırtma duygularını üretip, insanlarla husumet , düşmanlık zemininin hazırlanmasında bahane olarak kullandığı duygusal hallerdir. İnsanları bir birine düşürmenin en etkin yolu onu öfke duygusunun kurbanı etmektir ve benlik bu konuda son derece mahirdir. Çevremizdekilerin gerçek düşüncelerini bilmeden, davranışlarının bir düşmanlık amacı güttüğünü kulağımıza fısıldayan nefsimiz, tahrik hikayelerine uyarlayabileceği bir senaryo aramaktadır aslında.

Bize olan borcunu ödeyemeyen ve belki de ödemekte büyük sıkıntı çeken bir arkadaşımızın bir gün eğlenceli bir sohbet esnasında ” masraflarını çok dikkat et ” gibi biraz da pişkinlik içeren bir esprisi, bir müddet sonra iç alemimizde şöyle bir video gösterisine dönüşebilir. Utanmaz adama bak ya, borcunu ödeyemeyeceğini benimle dalga geçerek ima etmeye çalışıyor. Aynı zamanda parasal durumumu çevremdekilere duyurarak beni içten içe küçük düşürüyor. Söz konusu borçluluk döneminin tahrik vurguları artık not alınmaya başlanmıştır ve bu sonu çok kötü olabilecek bir maceranın ilk adımı olabilir. Daha bu aşamada iken biz Allah’ın El Habir ismini anarak gelecekte oluşabilecek öfke duygumuzu kontrol altına almalıyız.

Ancak ne yazık ki insan ilişkilerinde gelişen olaylar her zaman zannedildiği kadar çabuk nihayetlenmez ve düşüncesizlik olarak kabul edilebilecek pek çok olayla karşılaşabiliriz. Aradan geçen uzun süreye rağmen arkadaşımızdan bir ses çıkmadığı gibi üstüne üstlük onun yeni bir araba aldığı haberi kulağımıza kadar gelmiş olsa. İşte bu sonu gelmeyecek tahriklerin başlangıç noktası olmaya aday bir an olacaktır hayatımızda. Ondan alacağım paraya güvenerek bende borçlanmıştım o dönemde ve arkadaşım bunu bilmekteydi. İşte o andan itibaren resmedilecek zihin halimiz şunlara tanık olacaktır. Olmadık pişkinlikler ile hayatıma fütursuzca dahil olan bu adam, benim bu kadar zor şartlarda verdiğim parayı umursamayarak kendisine araba alma yüzsüzlüğünde bulunuyor. Ben sana bu mutluluğu yaşatır mıyım ve senden bu parayı almasını öyle yada böyle bilmez miyim derken, içimizdeki öfkenin bizi insanlar arasındaki en tatsız duruma sürüklediğini hemen fark etmemiz gerekir. Tahrik senaryosunda ben sana şunu bunu yaparım gibi tehditkar halleri bir kenara bırakarak yönlendiğimiz istikametin çeşidi ne olursa olsun bir kavgaya doğru yönlendiğini hemen tespit etmemiz gerekir.

Arkadaşımız arabayı belki biraz para kazabilmek ve borcunu ödeyebilmek için yapmış olabilir. Masraflarını kontrol et derken belki sizi çok sevdiğini haykırmak istemiştir. Ne yazık ki nefs asla bu tip anlayışlı yaklaşım tahayyüllerine geçit vermeyecek ve bizi öfke hezeyanları ile baş başa bırakarak bir kavganın içine sürükleyecektir.

Bazen anlık olarak gelişen ve çevremizdekilere karşı öfke seline kapılabiceğimiz olayların içerisinde buluruz kendimizi. İnsanların yapmak istedikleri ile art niyetli düşüncelerini özdeşleştirdiğimiz ortamlar vardır zihinlerimizde şablon halinde. Söz konusu haller bir maaş kuyruğunda, trafiğin yoğunluğunda, çalıştığımız iş yerinin çalışanları arasındaki ihtilaflı, tartışmalı meselelerinde bir anda ortaya çıkabilir. Elimizde şöyle bir senaryomuz olsun, bir arkadaşımızla farklı cinsten aynı kişiye ilgi duyduğumuz. Kendimizi yakın hissettirebilecek kur dönemleri yaşanırken, rekabet halinde olduğumuz kişiyle bir konuşma fırsatı bulup, niyetimizin ne kadar ciddi olduğunu ve asla vazgeçmeyeceğimizi ona sert ifadelerle bildirdiğimiz günün ardından ortaya çıkacak gelişmeleri şöyle kaleme alabiliriz. İş dönüşü uğradığımız mahallenin kafesinde, tam içeri girmek üzere iken diğer talibin kardeşi ” bu işten geri dön arkadaş yoksa sen bilirsin ” gibi sohbet ettiği muhatabına bir ifadede bulunsa. Bizi görüp görmediğini bile bilmediğimiz çocuğun bu cümlesi zaten arada geçen süre içerisindeki gerilimli günlerin ardından bardağı taşıran son damla olabilir. Öfke seli öğlesine kendisini hissettirir ki iç alemimizde, o anda o gencin üzerine yürümek geçer içimizden. İşte böyle zaman içerisinde nefsani kışkırtmalar ve tahrikler sonucu ortaya çıkan gerilim sahneleri oluştuğunda Allah’ın El Habir ismini anmak içimizdeki öfkeyi bertaraf etmemizi sağlayacaktır.