PAYLAŞ
Zülcelali vel İkram İsminin Yorumu

Zülcelali vel İkram İsminin Yorumu

İnsan hem maddi hem gönül alemini aynı anda müşahede eden bir varlıktır ve her ikisine de aynı anda müdahale eder . Karşılıklı ilişkilerde konuşulan konuların maddi yönlerini o anki bilgi ve tecrübesi ile çözümleyip karşısındakini yanıtlamaya çalışırken , nefsin o an için ürettiği algıları bertaraf etmek için gönül alemine katılışı , diğer bir ifade ile nefsani algılarını ki o mutlaka o anki ilişkide kendisine bir üstünlük makamı arayıp rahatsızlık yaratacaktır , sağduyusu yada gönül akıl işbirliği ile çözümlemeye çalışmak , tevhidi yerine getirmek  , diğer bir ifade ile üstünlük makamlarını sahibine teslim edip içinde bulunduğu halin hepimizin ait olduğu gönül alemi mutluluğuna dönüştürülmesini sağlamak şeklinde olur . Bu katılışın mutlaka  gönül aleminde hissedilerek gözlemlenen bir karşılığı olur . İşte nefs burada kendisinin batıl eğilimlerinin bir önemi olduğu vehmi ile kendisine pay çıkarmaya çalışan algıları bünyeye sevk eder .

Nefs tarafından oluşturulan Zülcelali vel İkram ismi çerçevesindeki algıların temel eğilimi nefsin benim sayemde oldu iddiasıdır . Şöyle açıklamak mümkündür , gönül alemine katılışında nefsani hali tespit eden akıl ve gönül işbirliğimiz gerek , Allah ‘ ın ismini anarak zikir , gerek karşımızdakini nefsin batıl herhangi bir eğilimine kurban etmeyeceğimize dair niyetimizi anlatan bir ifade ile bu algıyı bertaraf etmek için gayret gösterir ve bu durumda yine gönül aleminde tespit edilen , hissedilen ilahi bir karşılık görülür. Nefs bu karşılığı da kendinden bilir ve bu sonuç benim sayemde elde edildi diyerek kendisini önemli addeder . Çok basit şöyle ifade edebiliriz , düşünce , duygu yada psikolojiye yansımış nefsani bir algıyı tespit ederek bir şekilde bu algıyı bertaraf için yapılan zikrin sonucu oluşan ilahi değişimi nefsin kendinden bilmesinin , bu değişim benim sayemde oldu demesinin zikri , Zülcelali vel İkram ismi şerifidir .

Kendisini önemli saymanın nefsani gerçek nedeni olan , bertarafı benim sayemde gerçekleşti iddiasından kaynaklanan maddi ve gönül alemine ait algıları tespit etmek , yaşanan olayların , hallerin içeriğinden bunları çekip çıkarmak bazen oldukça güç olabilmektedir .

Yukarıdaki bölümde nefsin gönül alemine benlik içerikli sayemde oldu müdahalesinin nasıl olduğu anlatılmaya çalışıldı . Şimdi bunu nefsin maddi , gündelik yaşadığımız olaylarda nasıl gerçekleştirmeye çalıştığını bir örnekle anlamaya çalışalım . Şöyle bir hikayemiz olsun , biz orta yaşlarda büyük bir firmanın yöneticisi olsak ve belli aralıklarla genç insanların istihdam edilmesinde sorumluluğumuz olsa . Bu gençlerden kimi aynı firmada , kimileri ise bir iş öğrenerek zaman içerisinde ya başka şirketlerde yada kendi işlerini kurarak hayatlarını devam ettirecekler , ayakları üzerinde durarak  evlenecek , mal mülk edinecek , çoluk çocuğa karışıp geniş bir ailesi olacak , hatta bazıları büyük başarılar göstererek çok yükselecek . Zamanın bu kadar akmış olmasına rağmen sizin derinliklerinizde bir yerde nefsinizin benim sayemde nerelere geldiler vehmi hep saklı kalacak ve belli zamanlarda hele ki bu gençlerden biriyle ola ki  bu kadar sene sonra bir ihtilafınız olursa , ortaya çıkmak ve sen benim sayemde bu noktadasın diyebilmek için fırsat kollayacaktır . Burada nefsin sürekli bir minnettarlık beklentisinden söz etmek mümkündür . Bir insanın hayatında kendince önemli addettiği bir değişiklik meydana getirdiğini vehmederse nefs bu minneti hep bekler . Diğer taraftan bu gençlerde de ağabeylerine duydukları her şey senin sayende oldu vehmi de söz konusu olabilecektir .

Dağcılık merakınız vardır ve o güne kadar bulunduğu çevreden hiç çıkmamış bir arkadaşınızı beraberinizde tırmanmaya götürürsünüz . O günden sonra arkadaşınızın bu konudaki yetenekleri ortaya çıkar ve her konuda büyük bir doğa tutkunu ve iyi bir sporcu olduğuna şahit olursunuz . Artık nefsiniz indinde o insanın hayatını siz değiştirmişsinizdir ve siz olmasa idiniz o bir hiçti .

Ayrıca nefsin benim sayemde oldu vehmi belli davranışlarla ortaya çıkmak ister . Önce bunları sıralayalım sonrada açmaya çalışalım , pozlara girmek , havalara girmek , vazgeçilmezlik , önemsizleştirmek yada önem atfetmek , naz , ilgi istemek gibi pek çok kavram nefsin kendisini , kendi sayesinde olan olayların kahramanı olarak önemli ilan ettiği eğilimlerden bazılarıdır.

Pozlara girmek kavramı , ” ben olmasam ”  vazgeçilmezlik eğiliminin bünyeye keskin bakışlar , her şeye hakimiyet , tüm işler benim sayemde gerçekleşiyor  duygusal algısı ile yansıtıldığı vehimdir . Havalara girmek ise benim sayemde olan olaylar nedeni ile hem maddi , hem gönül alemindeki etkinliklerim çevrem tarafından onaylanmaktadır rahatlığının her kesi kuşatıyorum , ben sizin büyüğünüzüm sizinde bunun farkında olduğunuzu biliyorum şeklindeki dışa vurulma gayretidir . Çevresi tarafından gönül alemindeki öneminin tescil edildiğine içten inanan nefs yaptıklarından ötürü artık ben çok önemliyim ve her şeyi hak ediyorum moduna girer . Yada bazen tam tersi hak davranışları yerine getirme konusunda bünyeyi ben neyim ki yaptıklarımdan ötürü çok önemsiz , hiç bir şeyi hak etmeyen bir varlığım vehmine sürükler .

Başka bir nefsani eğilim ise ben olmasam bu işler yürümez vehmidir ki bir çalışma ortamında , sosyal bir gurup yada aile içerisinde nefsin algısallaştırdığı vazgeçilmezlik iddiasıdır .  Diğer yandan bir grubun içine katıldığı ilk anda eğer ilgi görmezse kendisini önemsiz bir kişilik olarak ilan eden nefs hali vardır ki bu durum nefsin benim sayemde olan ne var ki duygusunun bünyeye yansıtıldığı kendisini önemsizleştirme illüzyonudur .  Naz nefsin kendisini çevresi tarafından önemli kabul edilmesi için hazırladığı ilgileri üzerinde toplama vehmidir ki , ben senin sayende çok şey olduğunu biliyorum ancak sen de beni önemse vehmidir . Bir diğer çok rastladığımız nefsani hal , bulunduğumuz yere biri girer ve biz ona bakarız ve nefs buna o kişiyi önemli bir konuma getirdim der ve yeni gelen her kese bakarak atfedilen bu önemliliği yok etmeye çalışır . Aramızda nahoş yada zarif olmayan bazı karşılıklı tavırların söz konusu olan bir arkadaşımızı zaman içinde düşünerek değerlendirip ilişkinin düzelmeyeceğine dair nefsani bir kanaat oluştururuz va hemen akabinde ” ya zaten benim için hiç bir şey ifade etmiyor yada benim için hiç bir önemi kalmadı ” gibi bir şeridin zihnimizden geçtiğine tanık oluruz . Sonuç olarak bu fiillerin hepsi nefsanidir ve benim sayemde kıyasının bir izdüşümleridir .

Son söz Zülcelali Vel İkram ismi ile bertaraf edilecek olan tüm bu algılar gerçekte nefsin kendisindeki hiçliğe tanıklık  ettirmemiz gerekliliği manasına gelen süreçtir ve nefsani algıların etkisinin gerek maddi gerek gönül aleminde bir şeye vesile olma ,  meydana getirme manasında hiçliğe karşılık geldiği , tüm ihtiyaçların tedarikçisinin Yüce Allah olduğuna yine bu ismi anarak algıların hiçliğine şehadet edip , nefsin bu konudaki eğitiminin tamamlanmasına gayret etmeliyiz .

  • erol sagdic

    elinize sağlık.