Sufizm

Sufizm

1218
0
PAYLAŞ

Duygularımızı yönlendiren ve hayatımızı yöneten yaşadığımız olaylar karşısında nasıl bir tavır almamız gerektiğini sürekli düşünürüz . İç dünyamız , kendi dışımızda meydana gelen olayların akabinde belirerek bizi bir tavıra doğru sürüklemek ister , bu yüzden gönül alemimizde şahit olduğumuz manevi hülyalarımızı gerçekler filmi ile nasıl örtüştürmeliyiz şeklinde irdeler dururuz . Hangisi bir diğerini etkilemektedir , gönlümüzde seyrettiklerimizin mimarı tanık olduğumuz gerçekler midir? yoksa , benliğimizin yansımaları ile gerçekleri mi tarif etmekteyiz .

İlahi senaryonun içinde aldığımız yeri acaba hiç düşünüyor muyuz , her an yaratıcının varlığına duacı olunması ihtiyacı sadece bir rituel den mi ibarettir ? Söz konusu ilahi akışın içinde barındırdığı manevi boyutlar , hangi etkilerin bir tezahürüdür .

İnsanın kainata yansıyabileceği en mükemmel davranış halleri , eğer istenen rızaya ulaşmaksa edep kristalinden geçmiş ışın huzmelerinin tarif ettikleridir . Edep boyutların içerisinde var oluşun gerektirdiği zerafetin muhasebesini yapabilmektir . İlişkilerini edep çerçevesinde kurgulayabilen insanın yaptığı , sözü edilen farklılıklar alemindeki her değeri gözetmesinden ibarettir . Bir insana yapılabilen her hangi bir kabalık , varlık alemi ve onun yaratıcısı tarafından hoş karşılana bilir mi . Diğer taraftan incelikleri ihtiva eden bir davranış dünyası yaratıcı tarafından onaylanacağı için , aynı zaman da bir cazibe merkezi de olacaktır .

İşte sufi bu zarafet aleminde keşfe çıkmış , kurgularının karşılığını varlıkta görerek hikmete tanıklık edip , kendisinin asla gerçekleştiremeyeceği karşılıklar aleminde ilahi akışı seyre dalmıştır . Kendisi gülerken gülüşlerin cevabı ona hikmettir , ağlarkende hiçbir şeye üzülmez çünkü aşıktır . Aşk onu aşan şeylerin sahibine duyduğu hasrettir , artık kendisi hiç , davranışlarının sonucu Allah’tan olmuştur . Edep insanı aşka götürür , Sufism de aşkı yaşamaktır .

PAYLAŞ
Önceki makaleTasavvuf ve İnsan
Sonraki makaleAlgı Psikolojisi