Nefs ve Nefis

Nefs ve Nefis

818
0
PAYLAŞ
Nefs ve Nefis

Nefs ve Nefis

Bazen insan nefsinin iflah olmaz bir suçlu olduğunu çağrıştıran düşüncelerimizin etkisi altında kalırız. Onun her türlü tahammülsüzlükleri içeren eğilimleri, bizi onunla aramıza bir mesafe koyarak davranışlarımızı düzenlememizin en doğru yöntem olacağı konusunda bir anlayışa sevk eder. Bu bizim nefsimizi tek boyutlu bir yapı olarak algılamamızın bir sonucudur. Bu noktada tasavvufta nefs bilgilerimizin ışığı altında kendi derinliklerimizi enfüsi olarak irdelemeli, farklı boyutlara yansıyabilen nefsimizin nefs ve nefis yolculuğundaki serüvenini nefs-i emmare den, daha basit bir ifade ile onun en ham halinden nasıl lütuflara ulaşacak bir Allah emaneti olabileceğine dair tanıklığımızı, nefsin halleri olarak gözlemlemeliyiz. İnsanın hayatta karşılaştıkları ile nefsinin yaşananlar karşısındaki tutumunu anlayabilmesi için var olan ve tasavvufta seyr-i süluk dediğimiz süreç, ki bu nokta hakkı şuur haline dönüştürebileceğimiz tevhid bilinci aşamasıdır, insan oğluna Allah varlığını kavrayabilmesi için bağışlanmış en büyük fırsat ve nimettir.

Bir insanda nefsine ait bencilliğin göstergesi olan, başka insanların hakkına hukukuna en küçük bir ehemmiyet vermeden önce benim işlerim hallolsun eğilimi, ruhumuzdan esen ” sende hiç mi vicdan yok ” çığlığını bir gün mutlaka işitecektir, bize düşen bu farkındalığı öne almaktır. Elbette nefsin özellikleri ve bize hazırladığı illüzyonlar sayılamayacak kadar çoktur, ancak Allah’ın insanoğluna kendisini tanıtmak amacıyla farklı boyutlardaki nefs mertebeleri arasına sakladığı varlığının sırları, tasavvufta nefis terbiyesi ve devamında tevhid bilinci oluşturma sürecinde, ancak Esmaül Hüsna nın duygu düşünce ve psikolojimizle olan ilişkisinin kavranması ile  ortaya çıkar ve söz konusu nefsani eğilimlerin tümünü kuşatır. Kısaca nefsin tevhidi bilincin ortaya çıkması ve Allah varlığının anlaşılması konusunda hayati önem taşıyan bir yeri vardır. 

İşte nefislerimiz nefs ve nefis serüveninde hakka bilinç düzeyinde şahit oldukça kainattaki en muteber varlık olabileceğine dair sırra eşlik eder ve bu işaret bizi Esmaül Hüsna ile nefis terbiyesi nasıl yapılır sorusuna bir cevap aramaya yönlendirir. İşte burada nefs nedir ve hangi eğilimlerle bizi etkisi altına almaya çalışmaktadır sorgulaması başlar. Bu konuyu bir örnekle açıklayarak adım adım ilerlemekte fayda vardır. Yüce Allah‘ın varlığının izlerini sakladığı ” güç ancak benimdir ” düsturunun insan nefsindeki tezahürü olan, güçlü insan meseleleri halledebilme konusunda etkin ve diğer insanlar hakkında karar verme noktasında olandır vehmi ile, kendisinin klasik davranış tarzı olan çift yönlü bir yelpazenin kapsama alanında güç kavramı çerçevesindeki davranışları düzenleme eğiliminin bir ucunda ben varım yada fail benim demek istemektedir. Güçlü insandan çekinilerek davranışlar onun tasarrufuna uygun düzenlenmelidir. Meseleleri halledebilme kuvvetinde olan insanlar karşısında nefs, onlara dikkatle yaklaşılması gereken ve işlerini onların bakış açısı ile yorumlayarak yapma girdabına insanı sürükleyen eğilimleri sahneye koyarak tavır alır. Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf yazılarımda El Azim İsminde bulabileceğiniz güç duygusunun gerçek hikayesi ile ilgili, nefsin bu duyguyu nasıl yorumladığını açıklamaya çalışırken yelpazenin diğer ucu için acizlik duygusunu ifade etmekteyim. Duygu, düşünce ve psikolojimize yansıttığı algılarla davranışlarımız konusunda söz sahibi olmak isteyen benliğimiz, aslında sözünü ettiğimiz yelpazede kendisine ait olmayan üstünlükleri kendisine mal etme, yada aşağılanmayı kabul olarak ifade edebileceğimiz yukarıdaki örnekte acizlik olarak isimlendirdiğimiz duyguyu kullanarak hakkın üstünü örtmeye çalışmaktadır. Eğer hakkı örtebilirse fail kendisi olacaktır.

Tasavvuf ve nefis terbiyesi ile ifade edilmeye çalışılan aslında insanın duygularını nasıl yönetebileceğine dair derinlik tespitlerinin yapılma şeklidir. Kendisi ile tüm çevresini kıyaslar üreten bir zeminde tutmaya çalışan benliğimiz üstünlük makamlarına talip olarak, ki yukarıdaki örnekte güçlü benim dediği alandır, yaratacağı hazlarla oluşturmamız gereken tevhidi bilinci bizden saklamak çabasındadır. Tasavvufta nefs tanımı yaparken gözden kaçırmamamız gereken bir eğilimi daha vardır nefislerimizin, o da ben her hangi bir meseleyi halletmekten acizim diyen, başkalarının güçlü oluşuna karşı yarattığı sahte tahammülsüzlükler safhasında aşağılanmayı bize kabul ettirmeye çalıştığı gizli illüzyondur. Allah gönül alemine nakşettiği tevhid bilinci lutfu ile ne kimseye meseleleri halletme konusunda sınırsız bir güç ihsan etmiştir, ne de hiç kimse yine meseleleri çözümleme becerisinden acizlik noktasında tamamen yoksun bırakılmıştır. Bunlar çift yönlü yelpazenin kapsadığı alanda davranışlarımıza katılma kararlılığında olan nefsimize dair illüzyonlardır. 

Çift yönü yelpazedeki nefsani eğilimler karşısında tüm duygularımızı tevhidi bilinç çerçevesinde yönetiyor olmamız, diğer bir ifade ile nefsimizin üstünlüklere talip olduğu, duygu, düşünce ve psikolojimizde anlık olarak tespit ettiğimiz ona dair her algıda üstünlüğü gerçek sahibine ( Allah CC ) tevdi ederek ve yarattığı kıyaslar sonucu oluşan tahammülsüzlükler esnasında oluşan aşağılanma alanlarında, gönüllerin hepsi aynıdır ve yaratıcımızın bize böyle bir duygu sonucu oluşacak davranışların hepsi batıldır yada her hangi bir karşılığı yoktur önerisi ile Esmaül Hüsna dan yaşadığımız durum karşısında hangisini anacağımız konusundaki farkındalığımız bizi nefs ve nefis yolculuğumuzda hakkı temsil noktasında tutacaktır.