Esmaül Hüsna ve Anlamları

Esmaül Hüsna ve Anlamları

1668
0
PAYLAŞ
Esmaül Hüsna

Esmaül Hüsna 

İnsan içinde yaşadığı eylemler dünyasını farklı boyutlarda algılayabilen , bunları değerlendirip kendi faaliyetleri hakkında karar verebilen bir kurgu üzere programlanmıştır . Boyutlar , eylemlerin kaynağının tespit edilmesi ve yorumlanma merkezleri anlamında bir birinden farklılıklar gösterebilse de , iki ana frekansta algılandığını söylemek mümkündür . İlk boyut fiziki eylemlerimizin tespit edildiği duyular alanıdır , ki söz konusu çerçevedeki algıların , insan beyninde oluşan etkilerinin tespiti ve davranışa dönüştürülmesi , anlaşılabilme konusunda günümüz için artık çok daha kolay bilimsel açıklamalarla olabilmekte , ancak manevi , mistik , metafizik olarak isimlendirip , açıklama noktasına geldiğimizde oldukça meşakkatleri olan , insanın derinliklerinin anlaşılmaya çalışıldığı ve algıların kaynağının tespiti olarak çok farklı yorumları yapılmakta olan ve benim kişisel görüşümü ifade etmesi kaydı ile nefsani yada ego temelli olan enfüsi boyut , diğer bir ifade ile nefs kaynaklı algıların oluşturduğu psikolojik , zihinsel ve duygusal yansımalarımıza , davranışlarımıza katılma kararlılığı içerisinde olan yanımızdır ve farkındalığımız söz konusu yönümüzün Esmaül Hüsna tarafından kuşatıldığının ayırdında olmalıdır.

İnsan gibi girift , çok yönlü bir oluşumdaki akıl mücevherinin varlık nedeni nedir şeklinde bir sorunun yanıtı , cevap süresi ne kadar olursa olsun , enfüsi boyutunun gerçeği ile yüzleşmek olarak karşılık bulmaktadır . Herhalde kendi gücünün üzerindeki bir finansal yatırımı yapıp yapmamaktaki matematiksel hesabı mükemmele yaklaşacak şekilde gerçekleştirme gayesi , insanın hayattaki varlığının tek gerçeği olarak kabul edilerek , fiziki varlığını sürdürmek , yada maddi bedeninin tatminlerini elde etmek için değildir . Akıl hakkındaki asıl konu , insanı kendi tatminleri için küçük paralarla büyük işler yapma cür’etini gösteren ve haddini aşan eylemlere zorlayan nefsani yanının eğilimlerinin tespiti olmalıdır . İşte Esmaül Hüsnanın değeri burada ortaya çıkmaktadır. Aklın kıyaslarla hatalı karalar aldırabilecek benliğimizin eğilimini çözümlemesi ile Esmaül Hüsna nın bize nasıl davranmamız gereği konusunda bilinç çağrıştıran içeriği çok iyi irdelenmelidir.

Akıl ve nefs arasındaki ilişki , insanın donanımı ile ilişkili olduğu için , ilmin sonsuzluğu gibi , bu çatışmanın da insan için takdir edilen sınıra değin devam edeceği açıktır . Akıl nefsi , kendi batıl eğilimleri ile yüzleştirdikçe , tekamül , gelişim gerçekleşecek , çok yanlış bir bilimsel önerme olan , insanın ego yada emmare düzeyindeki nefsani halleri dışında bir gerçeği yoktur anlayışını , daha doğrusu insan tek bir boyuttan oluşan varlıktır kanısını geçersiz kılarak , hak ve batıl karşıtlığı meselesinde , İslam tasavvufundaki nefsani aşamalar tespitinin ne kadar haklı olduğu sonucuna ulaşılacaktır . Nefs , sonsuz ilim çerçevesinde akılla her bir mertebede çatışır , yani entelektüel yanı vardır , ancak çatışarak şahid oldukları ile incelmeye başlar , aklımızın gönülden aldığı sezgilerle yansıttıkları karşısında nefs , aşamalardaki geri dönüş süreçlerinde kendi tavrını koyarak imana yavaş yavaş eşlik etmeye başlar , kendisini eleştirmeyi öğrenerek yine kendisini kınama noktasına ulaşır , işte bu , aşamaların başlangıç safhaları , emmarenin dönüşümüdür , yanlış anlaşılmasın asla yok olur demek istemiyorum .

Nefis insan aklının tüm boyutlarda ulaşabileceği , entellektüel düzeyin bütün derinliklerine nüfuz edebilen bir yapıdadır ve bazı yanılgılı düşüncelerimizin tam aksine son derece tehlikeli noktalara ulaşabilen , en kısa ifadesi ile Allah’ı tanıdığı halde kendi benliğine tapan bir ilmin ifadesidir . Benlik onun yaradılış gerçeğidir , ancak insan için kendi nefsi de dahil olmak üzere tüm unsurları açısından hakkı tanımak için yegane kaynaktır .

İnsan , nefsinin tüm hırçınlıklarını gönlünde taşırken , yaşamak istediği mükemmel sükuna ulaşmak için yaratıcısını anmaktan başka elinde bir çözüm olmadığını hissettiğinde , yaşayarak bizi yönlendirmeye çalışan nefsani illüzyonların hayattaki karşılığının hiçlik olduğunu kavrayabilmelidir . Nefis kendi eğilimlerinin , insanı davranışlar manasında yönlendirmeye çalıştığı batıl vehimlerinin hiçlik olduğunu kabullenmek konusunda büyük direnç gösterir . Bu noktada çok önemli bir ayrıntı vardır , insanın takva konusundaki gayretleri , İslamın içeriğindeki incelikleri ayırt etme hassasiyeti , nefsani eğilimlerinin şiddetini kaybetmesi ile sonuçlanacaktır . İşte söz konusu ayrıntı , nefsin benlik iddiası ile insanlığa oynamayı planladığı tüm senaryoların , insanlık aleminde , gerçekleşse dahi hiç bir sonuç elde edilemeyeceğine dair bilincin oluşması açısından son derece önemlidir . Merhamet yoksunu davranışların sonucunun , merhametsizlikle karşılaşarak mahzun olmak olduğunu hiç unutmamamız gerekmektedir .

Nefs , insanlık dünyasına yine ona hissettirdikleri ve düşündürdükleri ile nüfuz etmekle kalmamış , iletişim dilinin içerisine kendi özelliklerinin bütün detaylarını nakış gibi işlemiştir . Aciz bir adam dediğimizde , kendisini ifade etmekten yoksun , hiç bir meseleyi halledemeyen , mücadele azmini kaybetmiş , etkinliği bitmiş bir kişilikten bahsetmekte olduğumuz bellidir . Bu ifadelerin hepsi nefsin yarattığı bir illüzyondur ve insanı söz konusu duygular içerisinde konumlandırmaya çalıştığı yer bir yalandan ibarettir . Yaradılış ve onun sahibi , hakkı ifade ederken yarattıklarına böyle bir makanı layık görmediğini hükmetmekte , hak edilen yere de sadece rab ile ulaşılacağını öğretmektedir . İmanla aczin aynı kefede olmadığını anlamak , hakla nefsin ayrımı kadar açıktır . Gönülde şehadet edilen acizlik duygusunun , gücün ve azmin tek sahibinin varlığına imanla ve onu andığımızda , kendisini diğer insanlarla kıyaslayıp tatminleri için bir yere konumlandırmaya çalışan nefsin hissettirdiği illüzyon olarak , yokluk diyarının yolculuğuna çıkması kaçınılmazdır .

İnsanı kuşatarak içinde yaşadığı ve varlığının tüm göstergesi olan , nefsani yansımaları da içinde barındırarak ilişkilerin belirlenmesinde etkin tek yöntem olan kavramlar aleminde bizi , bir birimizden uzaklaştıran uzaklaştıran etkilerin tümü Esmaül Hüsna tarafından kuşatılmıştır .