PAYLAŞ

El Aliyy İsminin Yorumu

Yaşam biz istesek de istemesek de davranışlarımızda ve içinde bulunduğumuz ilişkiler ve mekanlar manasında bir kısıtlılık ve sınırlılık alanıdır ve bunu bize böyle hissettiren de nefsimizdir . Hiç bir bakış açısına müracaat etmeden yaşamı olduğu gibi değerlendirerek nefsin hissettirdiklerine bağlı olarak içinde yer aldığımız ilişkileri ve mekanları sorguladığımızda belli zamanlarda bir sınırlanmışlığın resmini görürüz . Sanki içinde bulunduğumuz hayat ve ilişkiler çerçevesi bizim ne olduğumuza hükmetmekte , bizi belirlemektedir . Böyle bir değerlendirmeyi bünyeye onaylattırmaya çalışan nefs bunu yaparken aslında kendi özgürlük planlarını yapmaktadır . Dikkat etmek lazım buraya kadar hiç haktan bahsedemedik çünkü nefis çalışmayı , aileyi , arkadaşlıkları kısacası ait olduğu ilişkiler dünyasını ve bunlara dair sorumlulukları hakkın bir parçası olarak görmez ve bünyeyi de bu doğrultuda düşündürtmeye gayret eder , ki daha geride tüm hak davranışlar külliyatı vardır .

İşte nefsin içinde bulunduğu maddi alemi ve ona bağlı ilişkileri değerlendirerek kendi eğilimlerinin özgürlük anlayışını bünyeye kabul ettirmek için kullandığı duygular sıkılmak , sıkıntı veya can sıkıntısı olarak isimlendirdiğimiz duygularımızdır . Nefis de bu hayatın takdire dayalı bir biçimde idame ettirilmesi ve tevhidin ne olduğunun kavranması konusunda ve hak davranışlar çerçevesinde bir davranış bilinci oluşturmamız gerekliliği ile ilgili hiç bir eğilim yoktur . O sadece bu sorumluluk aleminden sıkılır . Gerçekte nasıl özgürleşebileceğini de bilemez .

Şimdi nefsin sıkıntı duygularını kullanarak kendisi için ne tür özgürlük alanları yaratmayı planladığını örneklerle anlamaya çalışalım . Hayatta rutin olan ne varsa diğer bir ifade ile tek düze tekrarlanan tüm faaliyetlerden ve ilişkilerden nefis yarattığı sıkıntı duyguları ile bünyeyi sonucunun ne olacağını asla düşünmeksizin bu aktivitelerin dışına çekerek kendisi için bir özgürlük alanı yaratmaya çalışır . Her gün gitmek zorunda olduğu işinden , karşılaştığı yada birlikte çalıştığı iş çevresinden , sürekli karşılaşmak durumunda olduğu mahallesindeki arkadaşlarıyla olan ilişkilerinden , biri otobüse binmekten diğeri araba kullanmaktan  , biraz vakit geçirmek için gittiği mekanlardan , her gün yapılan alışverişten kısacası hayatın , kendisi açısından vehmettiği  tekdüzeliğinden sıkılır . Şunu ifade etmekte fayda var bu duyguyu bıkkınlık yada angarya duyguları ile karıştırmamak gerekir bunlar ilerde açıklanmaya çalışılacaktır , sıkıntının özünde özgürleşememe vehmi yatar ve çevreye karşı duyulan iç sıkıntısı olarak hissedilir .

Bir başka yönden sıkıntıyı ifade etmeye çalışacağımız bir örnekle devam edelim , birini az tanıdığımız üç arkadaşımızla birlikte sohbet etmekte olduğumuzu düşünelim ve bu hoş sohbet gerçekten çok eğlenceli ve neşeli olsun . Ancak iyi tanıdığımız iki arkadaşımız ortak bir işleri sebebi ile kalkmak zorunda olsalar ve gitseler . Biz az tanıdığımız diğer arkadaşımızla o heyecanlı muhabbetin ardından baş başa kalsak . Hemen içimizde ya bu adamı az tanıyorum şimdi bununla ne konuşacağım şeklinde bir sıkıntı duyar , oradan bir şekilde uzaklaşmanın bin bir çeşit yolunu aramaya nefis tarafından sevk edilmeye başlarız . Burada eğer sohbet devam ederse konuların tekdüzeliğe dönüşeceği doğrultusundaki nefsani vehim başlamaktadır aslında .

Her zaman gittiğimiz yada çalıştığımız yerlerde sürekli aynı arkadaşlarımızla hele ki ortamlar daima neşeli iken söz konusu yerlere tanımadığımız kişi yada kişilerin gelişi de nefis tarafından özgürlüğünde bir sınırlama olarak kabul edilir ve bünyeye kendisini sıkılmış hissettirmeye çalışmaya başlar . Çünkü davranışlar yeni gelen insanlarda hesaba katılarak düzenlenecek , her zamanki rahatlığından ödün vermeye başlayacaktır . Daha düşük bir ses tonu ile konuşacak , sözlerine dikkat edecek , gelenlere kendisini iyi ifade edebilmek için davranışlarını ve duygularını düzenleyecek gibi pek çek kısıtlayıcı faktör vardır böyle durumlarda .

Sıkılmak ve özgürlük arasına sıkıştırılmaya çalışılan bünyemizin karşılaştığı bir diğer nefsani eğilimde hak davranışları yerine getirirken örneğin çalışırken yada ibadet ederken zihnimize yönlendirdiği şu görev bittikten sonra özgür kalacağım ve ne istiyorsam onu yapacağım türü algılardır . Bunun bir de ekonomik açıdan özgürleşmeyle ilgili nefsin kurguladığı , beklenti durumundaki maddi bir refahın üzerine bina edilen özgürleşme senaryoları vardır . Hayatımızın her hangi bir döneminde , bir iş projesinde  ihale , prim gibi toplu paraya sahip olma beklentileri , tazminat beklentisi , miras beklentisi vs. gibi , bunlar sonuçlansın tüm davranışlarımda özgürleşip istediğim her şeyi yapacağım vehmi nefsin bünyeyi peşinden sürükleme niyetinde olduğu algılar olarak karşımıza çıkar .

İşte yukarıda örneklendirmeye çalışılan nefsin özgürlük kaygısına dayalı algılar söz konusu olduğunda biz Allah ‘ ın El Aliyy ismini anarak , insanın özgürleşmesinin ancak hak davranışları itina ile yerine getirmekle mümkün olabileceğini nefsimize bildirir oluşturduğu algıları bertaraf ederiz .