Duygular ve Kavramlar

Duygular ve Kavramlar

1113
0
PAYLAŞ
Duygular ve Kavramlar

Duygular ve Kavramlar

İnsanlık kendi tarihi boyunca , ilişki içerisinde bulunduğu her olgunun , üzerindeki yansıması olan bir duygular ve buna bağlı kavramlar dünyasının içinde yaşamaktadır. Bu kavramlarla olan karşılıklı etkileşimi ile ya bu dünyayı geliştirmek ve onu anlamak yada kendi yarattığı kavramların etkisi altında kalarak yaşamını edilgen bir varlık olarak sürdürmek gibi bir açmazın içerisindedir . Anlatmaya çalıştığım Duygular ve Kavramlar hakkındaki meselede , “duyguların varlığı manasız mıdır ?” ifadesini örnekle açmaya çalışırsak , üretim anlamında toprakla yoğurulan insanlık , onu ana , ekmek parası yada güç göstergesi olarak yorumlarken, yarattığı kavramların sonunda kendisine yönelmiş kişilik belirleyici olan yanının ve kendi akıbeti ile direkt alakalı bir sırrının olduğunun farkında mıdır sorusuna nasıl bir cevap aranması gerekliliği ile ilgilidir .

İnsanoğlunun kendisini yönetme tehdidi ile hemen yanı başında taşıdığı yada içinde yaşadığı bu kavramlar alemine etkin bir biçimde katılışı ancak bu kavramın ismini koyarken yaptığı hataları telafisi ile mümkündür yani duygularının gerçeğini anlamakla .

Mutluluk insani bir duygudur ve bünyemize tam manası ile çözümlemesi yapılmamış bazı hislerin yansıması esnasında kullandığımız bir kavramdır . Mutluluk kavramının günümüz dünyasında insanlar arasındaki varlığı hiç şüphesiz tarihsel süreçten süzülen tüm diğer kavramların gelişimi ve bir diğerini etkilemeleri ile biçimlenmiştir . Ancak biz çok nadir olarak duygularımızı sorgulamakta ve onların ne olduğunu anlamaya çalışmakta , varlıklarının neye hizmet ettiğini ve varoluş nedenlerini düşünmekteyiz . Mutluluğun insanın hangi gelişmeleri görerek , değerlendirerek , diğer bir ifade ile hangi olguların , elde edilmiş insani değerlerin yada bunları isimlendiren kavramların ortaya çıkışı ile hissedilen bir duygu olduğunu sorgulamamız , evrende tuttuğumuz yer açısından zorunludur . Bu yazının konusu ile ilgili olarak ve açıklamaları fazla uzatmama amacı ile şu kadarı ile yetinip , insanın mutluluk duygusunun ana kaynağının , yine insanlığın tarih boyunca oluşturabildiği karşılıklı güven kavramı ile derinden ilişkisi olduğunu söylemek mümkündür .

Peki mutluluk duygusunun elde edilmesinin arkasındaki ana temanın güven kavramından geçmesi neden önemlidir ve irdelenmelidir . Bu sorunun cevabını şöyle vermek mümkündür , kavramlar olarak tüm duygularımız ve onların gerçeğinin ortaya çıkışını sağlayan olgular , tarihsel süreçte kendi devinimi ile ortaya çıkan , tesadüflerin yönlendirdiği bir biçimlendirmenin sonucu mudur ? Yoksa felsefi bir başka kaynağa dayanan gerçekliği var mıdır ? Örneğin ilahi takdirin insanlığı bir gerçek konusunda farkındalığa yönlendirmesi gibi bir amacı olabilir mi ?

Tesadüflerin varlığının sonucu olarak belirlenmiş bir duygusal alemimiz olduğunu iddia edersek , eğer insanlar arasında bugün elde edilmiş güven duygusu birikimi olmasa idi , mutlulukta olmayacaktı gibi mantıksal bir sonuca ulaşırız . Ancak insanın kendi duygusal derinliklerini irdelemesi insanlığın ortak kaderinin tarihsel süreçte kendi yarattığı özenle oluşturulmamış kavram kargaşasının eğitiminden geçerek yaban benzeşmeler oluşturmak değil , kendi duygularındaki ortak sapmaları , inceliklerle eğiterek bütünlüğe hizmet etmek olduğu anlaşılmaktadır .

Duygusal ortaklıkta insanın enfüsi , nefsani yada derinliklerinden gelip yaşama yansıyan yönünün ancak tekamülü , gelişimi halinde bir hizmetkar olabileceği , hizmeti kainata ismi ile yazmış yaratıcının muradının bu olduğunu görmekteyiz . Kendisine acıyan bir duygusal hal düzeltilmediği sürece , insanlar arasındaki merhamet duygusunun varlığına insanı inandırma gayreti sadece psikiyatri kliniğinde tedavi edilebilir , çünkü merhametin ve gönle ait tüm inceliklerin varlığına imanın gerçekleşmesi , nefsani direncin en yüksek olduğu sahadır , çünkü o kendinden daha üstün bir başka ifade ile varlık aleminin duygularına müdahale edebilen ahkam sahibi bir gücün varlığına tahammül edemez . Kendisine acıması gerekir ki tüm insanlığı merhamet yoksunu kabul ettirebilsin ve her kesin kendi çıkarları için mücadele ettiği bir dünyanın aktörü olsun . Bu onun kendi bütünlüğüne hizmet eden en kolay illüzyondur . Tüm duygularımızı ve hepsinin aynı kurgu ile programlandığını düşünmek bile dehşet vericidir …..