PAYLAŞ
El Nur İsminin Yorumu

El Nur İsminin Yorumu

Tevhid gerçeğinden , başka bir ifade ile insan nefsinin kendisini diğer insanlardan herhangi bir  manada üstün görme eğilimi ve devamında bu üstünlüklerden bir veya birkaçını elde etmek için hakkı hiçe sayarak nefse uyup davranış geliştirmenin batıl bir vehim olduğu konusunda , hakkın aşikar oluşundan , daha doğrusu ve ilerisinde üstünlük makamlarının tek sahibi olan Allah varlığından ve yine varlıkların kuşatıldığı gönül aleminde gerçekleşen olaylardan, bünyeyi şüphe içerisine yönlendirme , nefsin sık başvurduğu, uygulama alanı geniş yanılgılı eğilimlerinden birisidir ve El Nur İsminin çerçevesindedir. Muhakkak ki yüce yaratıcı , nefsin diğer eğilimi olan aşağılanmayı kabul ederek davranış geliştirme eğilimine de , üstünlük duyguları ile eşdeğer olarak daha önce ifade edilmeye çalışıldığı gibi , gönül alemini yaratarak izni olmadığını belirtmektedir . Basitçe ifade edersek nefsin kibri ile de , kendisine acıması ile de geliştirmeye çalıştığı duyguların etkisi diğer insanlara karşı davranışta bulunurken , olumsuzluk ifade edebilecek bir sonucun meydana gelmesine , tevhiden dolayısı ile nazar makamı olan gönülde olanak yoktur .

Kısa bir süre geçirilecek olan dünya hayatında El Nur olan Allah , davranışlarda tevazu , kanaatkarlık , cömertlik , edep , haya gibi erdemleri ilmi ilahisindeki takdire dayanarak önermektedir . Fakat bu itidalli öneri nefsin , bünyeyi şüpheye yönlendirmeye çalışacağı en önemli tahammülsüzlük zeminlerinden birini oluşturmaktadır , çünkü onun azgın istekleri arasında hakkın tavsiye ettiği mütevazi davranışlar ve bir dünya anlayışı yoktur . İşte bu sebep ile bünyeyi zaman zaman hakk ve buna bağlı tevhid ve Allah varlığı konusunda dahi , zihnimize acaba ben bu konularda yanılıyor muyum şeklinde kendinden emin olmayan , tereddüt halinde bir bünye yaratmaya çalışır, El Nur kapsamının dışında kalmaya çalışarak. Bunun sebebi bir şekilde hakka olan iman engelinden kurtulup imansız bir bünye yaratmaktır . Her şeyden şüphe duyup , hakkın insanlığı kainatın yönetimi konusunda kavrayan ve en küçük bir şüpheye dahi yer bırakmayan kurallar manzumesinden , iman yok edilerek arındırılmış bir bünye , nefse en kolay oyuncak olacak malzemedir .

İslami kaynaklarda ifade edilen kainatın yönetimi , insani manada ise davranışlar hukuku olan hakk yine insanoğluna iman aracılığı ile Allah’ın Nuru olarak yansımaktadır . Diğer bir değişle tevhid yada birlik , nefsin kendisine ait olmayan üstünlük makamlarına talip olması veya aşağılanmayı kabulü karşısında , Allah’ın bizi tasarlayış biçiminde muradı olan bu alandan uzak durulması konusunda ve çözümünü bize hakkı tavsiye ederek irade ettiği ahkamı , ancak iman ile nurlanabilmektedir .

Pek iyi günlük yaşantımızda nefsin hangi hallerinde , bizi şüphe ve tereddütlere sürükleyerek hakka karşı duyduğumuz imanı yıpratmaya çalışarak , davranışlarımızdan ve   kendimizden emin olmayan yada çevremizdeki herkese şüphe ile yaklaşan halleri yaratarak yine bu duyguların etkileri altında gerçekleştirmemiz için oluşturduğu baskıları fark etmekteyiz . Şimdi yukarıda bahsedilen duyguları ifade edebilmek , anlayabilmek için pratik olarak güncel yaşanılan örnekler vermeye çalışalım .

Yanında bir kaç kişi çalıştıran , küçük sayılabilecek bir işletmenin sahibi olan arkadaşımızın yanına , aile efradından işsiz bir akrabamızı alarak gittiğimizi düşünelim . İşletme sahibi dostumuzla sohbet esnasında akrabamızın işsizliğinden bahsederek , diğer çalışanlar arasında bu gence bir iş verip veremeyeceğini sormuş olalım . Elbette işletmenin o anki ihtiyacı doğrultusunda bir cevap alacağımız açıktır . Şu ana kadar başkasından bir şey istemenin verdiği sıkıntı haricinde ortada bir sıkıntı görülmemektedir . Ancak işletme sahibi dostumuzun yanından ayrılıp , aradan bir süre geçtikten sonra nefs böyle durumlarda şüphe yaratmakta kullandığı yöntemi uygulamaya sokarak acaba benim hakkımda ne düşünüyorlar sorusuna karşılık gelen cevapları zihnimize sevk etmeye başlar . Şüpheler yaratarak kendimize dolayısı ile hakka olan inancımızı ve imanımızı yok etmeye çalışacak sorular ve cevaplarının şöyle gerçekleşmesi mümkündür , acaba arkadaşım zaten kıt kanaat geçindiğimiz işimizi zora sokmak için mi bu delikanlıyı bana öneriyor , daha sonra çalışanlar açısından bir sahne açılır ve onların şöyle düşünmekte olduğu nefs tarafından kurgulanabilir , bu adamın getirdiği çocuk  bizden daha genç ve dolayısı ile daha ucuza çalışabilir , böylece söz konusu eleman işi biraz öğrendikten sonra aramızdan birini işinden edebilir , diğer taraftan kendimizle ilgili nefsani bir yorumu şöyle tespit edebiliriz , adama bak işi gücü yok ortalığı karıştırmak niyeti ile ne tür işlerin peşinden koşuyor . İşte kendimizden hakk bir davranışı gerçekleştirme konusunda , ki biz sadece bir delikanlıyı arkadaşımıza yardımcı olması niyeti ile önermişizdir , şüphe etmemizi saylayacak bu düşünceler ilk önce kendimizi , acaba benim hakkımda ne düşünüyorlar psikolojisine sürükleyerek tereddütler oluşturmaya başlayacak , o işletmeye bir daha gidişimizde zihnimizde nefsin kurgularına bağlı olarak kendimizden emin olmayan , mütereddit davranışlar sergilememize sebep olacaktır . Tam bu anda söz konusu nefsani algılara mukabil , hakka olan imanımızın ifadesi ile Allah’ın El Nur ismini anmalıyız .

Benzer bir durumu toplum içinde saygınlığı olan bir tanıdığımıza , onun insancıl ve fedakar uygulamalarında tespit ettiğimiz bir ilerlemeyi kendisine “sende son zamanlarda önemli bir gelişme var” şeklinde bir çıkış yaparak her kesin içinde ifade ederiz . Siz gerçekten hakkı ifade ettiğinize inanmaktasınızdır ancak nefis burada yine rahat durmaz , böylesine saygın bir adama ders veriyormuş gibi bu şekilde çıkışlarda bulunulur mu? belkide çok kızmıştır , acaba itibarının sarsıldığını , küçük düştüğünü mü düşünmektedir gibi saygın kişinin karşısında ne yapacağını ne söyleyeceğini bilemeyen bir halde , şu anda benim için ne düşünüyordur noktasına sürükler . İşte yaptığımızdan yani hakkı beyan etmekten ve kendimizden şüpheye düşerek bizi o topluluk içinde tedirgin bir noktaya getirmeye çalışan nefis hakkın ifadesi konusunda bünyeye bu davranıştan uzak durması için gerekli sinyalleri göndererek , bu tavırdan bigane olmayı alışkanlık haline getirmeye çalışır. Böyle kendimizi çevremizi ve yaşanan olaylar karşısında gönül alemine olan imanımızdan, her şeye şüphe ile yaklaşan bir tavra doğru sürükleyen algılar eşiğinde Allah’ın El Nur İsmini anarak gönlümüzü hayra yönlendirmeliyiz .