PAYLAŞ
El Müteali İsminin Yorumu

El Müteali İsminin Yorumu

Allahu Tealanın varlığını ifade eden ve insanlık alemininde bu tarifleri , yine dinin münezzeh olma ilkesi diğer bir ifade ile eksikliklerden uzak , yaratılmış hiç bir şeye benzememe, doğrultusunda ve edep dahilinde onun isim , sıfat yada bu ifadelerin türevi olarak karşımıza çıkan ikincil kavramların örneğin zati , subuti gibi , açılımlarında genel olarak kullandığımız tanımlar hep büyüklük , yücelik , hükümranlık olarak dile getirilmektedir . Bu muhakkak ki onun yüce esmasına olan saygımızdan kaynaklanmaktadır . Ancak nefsani tasavvurlarımız iç alemimizde , Allah’ın varlık alemini yönetmedeki hükümlerinde yine varlık alemine ait değerlerle tasarrufta bulunduğuna dair bir eğilim oluştururlar . Örneğin insanın görme yetisinin gücü şu an itibarı ile belki yetersizdir ama genetik biliminin gelişmesi ile bu yetenek geliştirilir ve bizde görülmeyeni görebiliriz gibi sadece Allah’a izafe edilebilecek bir düşünce insanı ancak şirke götürür . Çünkü görme denen fiil insanoğlunun kendisine ait olan bir yeteneği yine kendisinin isimlendirmesi ve bilimsel yanının keşfi ile sınırlıdır , ne kul yaratıcısını görebilir ki bu onun kendi ifadesidir ,  ne de bizim görme dediğimiz yetenek yada optik ilminin kapsamı onun varlığının yapısına dair bir belirtidir . Bu sebeple yaratıcının varlık alemine dahli ve tasarrufları ile ilgili hiç bir ifade El Müteali olması sebebi ile , insanoğlunun düşünce aleminde yarattığı herhangi bir kavram ile ilişkilendirilemez .

Bu ismin derinlik irdelemelerinde , nefsin içinde yaşadığı çevre için sınıfsal olarak  aidiyetler yaratarak değerleme yapma , değer verme veya değersizlik , değer biçme , değersizleştirme , sınıflama yapma , haddini bilme yada bildirme üzerine bir senaryo kurguladığını hissetmekteyiz . İlk paragrafta anlatılmaya çalışılan da , bu sınıflama yapılırken tabii ki haddini aşarak değer vermede , tarif etmede onu varlık aleminin bir parçası haline getirme fiilini gösteren El Müteali İsmi çerçevesindeki nefsani eğilimdir .

Şimdi , nefsin insanlar arasındaki sınıflama ve buna bağlı değer verme illüzyonunun ip uçlarını yakalamaya çalışalım . Sınıflama eğilimi insanın kendisi , içinde yaşadığı çevre ve sonuçta toplumsal olarak tüm insanlığa sirayet eden bir nefsani yanılgıdır . Örnek olabilecek en basit ifadelerle konuyu açmaya çalışalım , ” benim için hiç bir şey ifade etmiyorsun ” gibi gözden düşmeyi vurgulayan , ” benim gözümde artık hiç bir değerin kalmadı ” gibi yaptıklarınla benim için var olan ve sınıfsal olarak oluşturduğumuz ve arkasında bir çevreye olan aidiyetimize ait tüm değerini kaybettin şeklindeki ifade beyanlarını içeren nefsani baskılar , ” toplum içindeki tüm değerimi kaybetmiş biriyim ben , artık onlarla bir araya gelemem ” gibi değer manasındaki itibarını kaybederek kendisini değersiz bir varlık gibi hissettirmeye çalışan nefsani vehimler hep sınıfsal bir değerleme gayretinin sonucu nefsin oluşturduğu illüzyonlardır . Değer vermeye çok karşılaştığımız bir örneği dile getirerek devam edelim , bir yerde otururken karşıdan tanıdığınız biri gelmekte olsun ve sizde tam o anda bacak bacak üstüne atarken , birazda ona sırtınızı döner bir pozisyonda yerinizi değiştirmekte olun , o anda nefsani bir sorgulama başlar zihninizde , acaba ayıp mı oldu ? yada aman ne yapayım ya zaten benim ait olduğum çevrenin değerlerinin içine girememiş bir adam ne anlarsa anlasın gibi özünde değer verme algısının yattığı çelişkilerde bu durumu açıklamakta faydalı olabilir . İşte o an herkesin sizin için çok değerli olduğunu , değer konusunda kıyaslara yer olmadığını nefsinize ve tabii ki bizde nefislerimize El Müteali ismi ile hatırlatmalıyız .

Biraz daha konuyu açarak daha iyi anlaşılması için bir diğer örnek gurubuna geçelim . İnsan belli bir çevre içerisinde yaşayan ve ilişkileri olan bir varlıktır . Nefis , kendisinin ait olduğu çevreyi , o topluluğu meydana getiren tüm unsurlar içerisinde , kendi sevdiği üstünlüklerin tümüne sahip olan sınıfça en yüksek gurup olarak tasavvur etmeyi , ait olduğu bünyeye sürekli ancak fark ettirmeden fısıldar . Bu şartlama ancak söz konusu sınıflama tasavvuruna aykırı bir durum ortaya çıktığında anlaşılır . Şöyle bir senaryo yazmaya çalışalım , üst satırda bahsedildiği gibi siz içinde bulunduğunuz iş dünyasının en seçkin çevresinde faaliyet gösteren bir firmanın sahibi olun . Bir akşam ait olduğunuz sektörün en önde gelen temsilcilerinin katıldığı bir yemekte , arkadaşlarınızla sohbet ederken ki o an itibarı ile aidiyetiniz sizi , güçlü , itibarlı , seçkin , etkili bir camianın parçası olarak tasavvura hazırlamıştır , bir arkadaşınız size şöyle bir ifade de bulunur , ya sen üretiminin büyük çoğunluğunu bizim hammaddeleri kullanarak , finansmanını da kurduğumuz vakfın kasasından sağlıyorsun gibi , aslında sizin diğer üyeler kadar o topluluğun vazgeçilmez bir parçası olmadığınızı düşündürecek bir ifadede bulunursa , o an kendiniz için tasavvurunuz da canlandırdığınız ülkenin en seçkin sınıfına dair aidiyetiniz yerle yeksan olma noktasına gelebilir . Bu müthiş bir hüsran duygusu ve sınıfsal hayallerinizin yıkımına sebep olabilecek çok can sıkıcı bir an olabilir . Nefsin fark ettirmeden bünyemizde biriktirdiği bu sınıf illüzyonundan şiddetle sakınmalıyız . Aynı çerçevede farklı bir örnekle daha devam edelim , siz içinde yaşadığınız çevrenin yine nefsani tahayyülle en üst seviyedeki topluluğuna aitsinizdir . Ama her ne olursa olsun tüm üstünlüklerin bir sınırı olacağı gibi sizinde sahip olduklarınızın , örneğin evinizin maddi bir değeri vardır . Bir gün sınıfsal hayallerinizde içten içe sizden daha aşağı olarak tanımladığınız ( unutmayalım ki bunun faili nefis dir ) ama her zaman en yakınım olarak nitelediğiniz bir arkadaşınızın , evinizin iki katı değerinde bir villa aldığını duyarsınız . Bu haber nefsi durdurulamayacak bir yıkıma sürükler ve bu duygu tüm detayları ile hissedilir . Arkadaşınız sınıf değiştirmiştir ve nefis asla ona bakarken artık içten içe hissettiği üstünlük hazlarını artık yaşayamayacaktır . Sadece maddi değere sahip bir değişiklik , kendisi için biçtiği tüm üstünlüklerin sonu olmuştur . Sınıf illüzyonu çok ciddi bir nefsani vehimdir ve El Müteali ismi nefsani bu kurguyu ve zaman içerisindeki gelişimini bertaraf etmek için yegane dayanağımızdır .

Sınıfsallık bireysel ve toplumsal manada nefs için haddini bilmeyi gerektirir her zaman . Diğer bir değişle nefs için ikinci sınıf kabul edilen birey ve topluluklar üst sınıfa karşı ifadelerinde , davranışlarında hep ölçülü olmalı , onların üstünlüklerinin nişanesi olan her şeye karşı temkinle yaklaşmalıdırlar . Örneğin ev sahiplerinin arasındaki bir kiracı ev sahibi gibi davranmamalıdır . Market sahiplerinin arasındaki bir bakkal , ancak market sahibinin bilebileceği konularda fikir beyan etmemelidir . Üretici firmalardan alınacak indirimleri tartışan market sahipleri arasında bir bakkal , kendisi için bir üst sınıfın konuşma hakkı olan bir ortamda fikir beyan etmemelidir , çünkü o daha market sahiplerine üreticilerin yaklaşımları konusunda hiç bir fikri yoktur .  Olay toplumsal meselelerde de aynıdır . Kendisini üst sınıf olarak kabul eden topluluklar için daha alt seviyedeki guruplar hep hadlerini bilmelidir . Aidiyeti üst guruba dair kurgulamış bir nefs o topluluğun yönetimi konusunda kendisi için ikinci sınıftan kabul ettiği birinin beyanına asla tahammül gösteremez ve çileden çıkacak hale gelir .

Esma-ül Hüsna da üstünlük ifadeleri ile ilgili pek çok isim vardır , örneğin Mütekebbir isminde de nefs kendisini diğerlerinden gurur manasında bir farklı ve üstün görür . Bu ayrımların çok ince çizgiler de olduğu pek çok defa belirtilmişti , El Müteal İsmindeki ayrımda bir topluluğa üstünlük manasında aidiyet ve kendisine ve çevresine bu çerçevede bir değer biçme çizgisi vardır .