PAYLAŞ
El Musavvir İsminin Yorumu

El Musavvir İsminin Yorumu

Biçim ve şekil olarak yaptığımız tanımlamalar varlıkları yada tüm yaratılmışları tarif etmekte ne kadar yeterli olabilirler . Şeklen bir diğerimizi başkaları ile kıyaslarken , yanılgılarla dolu düşünsel alışkanlıklarla daha güzel yada çirkin tanımlarını yapıp , kast ettiğimiz kişilerin aynı manadaki maddi , manevi tüm gerçeklerini ne oranda dile getirebiliriz . Şeklen çirkin olarak tanımladığımız birisinin , simasının derinlerindeki dürüstlüğü ve cana yakınlığı nasıl ifade etmeliyiz . Acaba gönül şeklen hangi tasviri onaylamaktadır . Gönlümüzle nüfuz ettiğimiz bir arkadaşımızın iç ve dış alemini tanımlarken ne tip tasvir etme yanılgıları ile onu kendimizden bilmez hale gelebiliriz . Kısacası benliğimiz fıtratı ne ölçüde kabullenmiştir , yaradılışa karşı  hangi gerekçelerle tahammülsüzlükler gösteren algılar aracılığı ile karşı koymaktadır . Güzelliğin sadece varlıkların birliğinde olduğu gerçeğini neden şekilcilik  ile yok etmeye çalışır .

Peki yaratılışta yaratıcı , tasviri bu kadar büyük bir algı alanına yerleştirerek , yaratılmışların gerçekten neyi anlamalarını beklemektedir El Musavvir ismi çerçevesinde, diğer bir ifade ile nefsani tahammülsüzlüklerin yerine hangi duyguları ikame ederek nefsin tekamülünü gerçekleştirmemizi murad eder .

Nefsin yaradılış özellikleri yada fıtrat olarak ifade ettiğimiz konudaki kıyasları , öncelikle şekilcilikle oluşmuş , dış görünüşü esas alan ve bu alanda kendisine göre üstünlükler vehmeden , beraberinde takdiri de hiçe sayan bir dizi eğilimin ortaya çıkışıdır . Çünkü yaratıcının her tasviri beraberinde , bir takdirin sonucudur ve her takdir bir hikmet içerir . Örneğin fiziksel güzelliğin Allah katında her hangi bir değerinin olmadığı ayetle sabittir , peki bunun hikmeti nedir veya nefse göre güzel olarak algılanan fiziksel özellikler neden sadece bazı insanlarda vardır . Muhakkak ki kendisine göre şekilcilikte ki hatalı kıyaslarından derhal vazgeçmesi için , çünkü bu sadece batıl bir nefsani faaliyettir El Musavvir gereği .

İşte bu sorgulamanın gerçek nedeni , nefsin Allahın güzelliğini yansıtan tüm varlık alemini ki burası ” yaradılanı yaratandan ötürü severiz ” veczine en uygun yerdir , kendi kıyaslar alanına katarak , varlıkların yaradılış özelliklerinden ötürü asla karşılaştırılamayacağı hükmüne karşı çıkmaya çalıştığı yerdir . Ben ondan daha güzelim , bu ne biçim konuşma biçimi , o nasıl bir ayak parmağı , bunlar şimdi nereden çıktı bütün huzurumuzu kaçıracaklar gibi , bir bireyin şeklen yaradılışı ile ilgili en basit alandan , benzer yaradılış özellikleri taşıyan topluluklara kadar çok daha komplike  tahammülsüzlükler yaratan nefsin yapmak istediği şeklen farklılaştırma illüzyonudur .

Yaratılan tüm varlıkları Allahın bir güzelliği olarak ve tasvirlerine yansımış tüm özellikleri ile görmek hiç şüphesiz ki çok önemli bir kemal noktasıdır , ancak nefs basitten karmaşığa oluşturduğu duygularla bu olgunluğu sürekli törpülemeye çalışır . Bunu yaparken kullandığı ilk temel duygu bizim güncel hayatta sık kullandığımız gıcık olma kavramıdır .

Gıcık olma önceleri basit şekli farklılıklarda ortaya çıkar , örneğin bir arkadaşınızın ayak yapısına bakarken bunu hissederiz . Kendi tasvir eğilimlerimizin , güzellik , estetik , ifade gibi karşılık bulmadığı beden yapısına ait bazı özellikleri görmek bizi gıcık edebilir , içimizden nefsin yazdığı bu ne biçim bir ayak cümlesini o anda okuyabiliriz .

Şimdi biraz daha karmaşık olarak ifade ettiğimiz konuyu açmaya çalışalım , tüm dünya ve üzerindeki ülkeler çok farklı kavimlerden , topluluklardan meydana gelmektedir . Ve bu toplulukların hepsinde tarihsel süreçte oluşmuş ve coğrafi şartlarında etkisini üzerilerinde gördüğümüz , davranışlarına yansıyan yaradılış özelliklerini gözlemleriz . İşte burada aslında en başta masum denebilecek gıcık olma duygusu konunun karmaşıklığı da nefis tarafından kullanılarak , insanlığın başındaki en büyük sorunlardan biri olan ırkçılık duygusuna ulaşılmaktadır . Bu duygunun nasıl bir şey olduğunu şöyle ifade etmeye çalışalım , sayısal çokluk manasında aynı sosyal ve kültürel özelliklere sahip insanların bulunduğu bir ortama , yine aynı ülkeden ancak davranışlarda şeklen farklılıklar gösteren bir başka yörenin insanlarının geldiğini düşünelim . Eğer sayısal çoğunluğa sahip sosyal grup yeni gelenlerde kendi davranışlarına uymayan bir şekilcilik yargısının etkisinde kalırsa ki bu an nefislerin bünyelere gıcık verdiği dönemin başlangıcıdır büyük olasılıkla , ortada ciddi rahatsızlıkların hissedileceği bir sürecin başında olunacağı açıktır . Nefisler şunları fısıldayabilir , ya nereden çıktı şimdi bunlar , birazdan bi yığın gürültüyü , anlamakta zorlu çekeceğin sözcükleri bağırtılar içinde dinle dur gibi . El Musavvir isminin şekilcilik konusundaki bilince dönüştürülmüş gerçeği görmezden gelinerek söz konusu şeklen farklılıklarla nefsin yarattığı tahammülsüzlüklerin sonu , insanlığı tarihsel süreçte , yine onları tamamen ayrılığa , başka bir ifade ile ırkçılığa götürür .

Bu yüzden ilk örnekte olduğu gibi tamamen fiziki , yada ikinci örnekteki sosyal farklılıkların oluşturduğu ve yaratılış özelliklerinin davranışlara yansıyarak nefsin tahammülsüzlük duygusunu gıcık olma manasında tetikleyen fıtrata karşı saygısızlığı bu duygunun oluştuğu anda El Musavvir ismi ile bertaraf edilmelidir .

Şekli hiç bir özellik asla nefsani kıyasa konu olamaz , kimse bir diğerinden güzel , yakışıklı , çirkin , alımlı gibi fiziki farklar manasında üstün değildir . Bir arkadaşımın kendi yöresinin izlerini taşıyan fıtratı ile yoğrulmuş coğrafi lehçesi beni rahatsız edemez , bu nasıl ifadedir , böyle şey mi olur diyemem .