PAYLAŞ
El Muktedir İsminin Yorumu

El Muktedir İsminin Yorumu

Meydan okumak şeklinde ifade ettiğimiz duygu halinin arkasındaki gerçek hikaye bu ismin ana temasıdır . Bir insanın hakkı temsil etmesi gereken bir konumda iken kendisinin gerçek iktidar sahibi olduğu ve söz üstünlüğünün sadece yine onun uhdesinde olduğuna dair nefsani vehimlere daldığı dönemler yaşam içerisinde çok defa kendisini tekrarlar . Bir insan iç aleminde dinlediği nefsani sesin hayata ve insanlara karşı niçin meydan okumaya yönlendiren sesine şahit olur , bunun sebebi nefsin iktidar sahibi olma eğilimidir ve El Muktedir olan Allah’ın makamını özlemektir . Söz konusu tavır , nefsin çevresini kontrol altında tutma , fiillerinde yaptıklarında çevresine söz hakkı vermeyeceğini çağrıştıracak sertlikte ifadelerle ve jestlerle yaklaşımı olarak tarif edilebilir , eğer kendisinin iktidarını zedeleyecek her hangi bir tavırla karşılaşırsa sert bir biçimde cevap verileceğine dair bir uyarı halidir . Gerçek iktidar sahibi olan El Muktedir in unutulduğu bir nefsani eğilimdir bu.

Çok basit bir örnekle konuyu anlamaya çalışalım , arkadaşlar arasındaki sohbet ortamlarında sıkça rastlanan duygusal hallerden biri , konuşma önceliği olduğu nefsani algı olarak kabul edilen kişilerin bulunduğu ortamlarda genellikle dinleyici olanlar , içlerinden bir dakika dur bakalım da biraz da biz konuşalım şeklindeki bir duyguya kapılırlar . Bu beyan gerçekte bir meydan okuma olacaktır , ya karşısındaki susacak ve konuşma konusundaki iktidarını kaybedecek ve iktidar el değiştirecektir , yada konuşmacı karşısındakinin sohbet konusunda kendisinden daha önemli bir sözü olamayacağını ifade eden bir tavırla konuşmasına devam edecektir . Sohbeti bölmek nefsimizin iktidar özlemi ile gerçekleşmeyeceğine göre önce El Muktedir ismi anılarak benliğimizin oluşturduğu tahammülsüz hal bertaraf edildikten sonra , faydalı olabileceğimiz konuyu açmak en doğru tavır olacaktır . Kısaca ezilmiş olma halinden her zaman kurtulmak gibi bir sorumluluğumuz vardır .

İşte burası çok önemli bir noktadır , çünkü ismi gerçek manada açıklayan ip uçları olacak ezmek , ezilmek , ezilmişlik , ezgin , ezdirmemek şeklinde konuşma dilimize yerleşmiş olan günlük kavramlar şimdi ortaya çıkarak , açıklanma ihtiyacı oluşturmaktadırlar . Yukarıdaki örnekten faydalanarak bu kavramlardan bazılarını şöyle anlatabiliriz , genellikle dinleyici olan insanlar hoş bir sohbeti dinlemekten muhakkak rahatsız olmazlar , ancak eğer nefisler onların bu sohbet konusunda söyleyebileceklerini , konuşmacının önemsemeyeceği şeklinde bir telkinle ikna edebilirse , meydan okuma diyebileceğimiz sözü kesme noktasına sürükler , yine nefsin yapmak istediği kendisini ezilmişlik duygusundan kurtarmaktır , belki konuşmacı bu konuda bir uzmandır ve söylediklerinin de önemli olduğunu düşünerek , sözü başkalarına aktarmamaktadır , yani dinleyenleri bildikleri ile ezmek gibi bir niyeti yoktur , ancak nefs her zaman lider olmak ister . Böyle hallere ilave edilebilecek susturmak , boyun eğmek , eğdirmek gibi pek çok kavram da vardır , bunları yaşanan olaylar içerisinde düşünceye , duyguya , psikolojiye karışmış iktidar konusu ile ilgili nefsani etkilerden arındırmak gereklidir .

Ezme ve ezilme kavramlarının arkasında yatan temel nefsani eğilim ise insanın en tehlikeli duygularından birisi olan kindir . Kin kavram olarak nefsin ezilme duygusu genelindeki yaşadığı olayları , tüm hayatı boyunca biriktirerek , iktidarı her ele geçirişinde ortaya çıkarıp karşısındakiler üzerinde uygulamaya yeltendiği yani ezmeye çalıştığı en çirkin hırçınlığıdır . Orta halli bir insan olarak yaşamını sürdüren bir kişi düşünelim , genellikle çalıştığı iş yerinde emir alan konumunda , evinde tüm ihtiyaçları fazlası ile karşılayabileceği imkanlardan yoksun , komşuları arasında en düşük gelire sahip ve çevresinde de , iş yeri muhataplarından başlayarak ailesine kadar güçlü ve imkan sahibi insanlarla çevrili olduğunu düşünelim . Bu tanım aslında hepimizin bir aynasıdır , çünkü küçük farklılıklarla yaşamımızda benzer ilişkilere sahibizdir . Burada konumuzla alakalı önemli nokta bu ortamda yaşayan insanların farkında olmadan kin biriktire bilme ihtimalleridir , iş yerinde üstleri tarafından yapıldığını var saydığı haksız taleplerin çokluğunun altında kalmak , dışarıda kendi iş yerinin işlerini yaptırırken insanlar karşısında eğilmek , alışveriş yaparken kendini sınırlamak , akşam eşinin yüksek imkanlı akrabalarının yanında bahsedilen şaşaalı hayatların harcamalarına hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmek , alacaklıların yanından geçerken hissedilen utanç duygusu gibi bir seri olay insanı nefsin zor fark edilen ezilmişlik duygusuna sürükler , işte bu kine dönüşmesi çok mümkün olan olaylar sonucu bünyemize yansıyan duygu  El Muktedir ismi ile bertaraf edilmelidir .

Uzun süre arkadaşlık ettiğimiz çok zengin bir iş adamının bir gün iflas ederek kardeşinin yanında çalışmaya başladığını öğrendiğimizi varsayalım . Sahip olduğu imkanlar ve çevresine yansıyan ve ona ait olduğu varsayılan biraz da için için kıskanılan iktidar imajının yerle yeksan olduğunu veya başka bir ifade ile düştüğünü öğrenen nefsimiz , içimizden şöyle bir kaydın akmasına neden olur ” Refik ne haber ya , biraderinin yanın çalışmaya başlamışsın , bari iyi para veriyor mu? ” , işte bu ezme duygusu niyeti , zamanında Refikle karşılaştığımızda bize karşı yaptığı vehmedilen tüm meydan okumalara karşı , artık onun iktidar sahibi olmadığını yüzüne haykırmak ve böylece biriktirilen kini ortaya dökmek içindir . Şunu da söylemeden geçmeyelim kin duygusunun hikayesi , intikamla karıştırılmamalıdır , intikam Müntakim isminde açıklanmaya çalışılacaktır .

Bir genel kurul toplantısında çok önemli bir konuyu tartışan firmanın büyük ortağı ve diğer küçük ortaklar fikir beyanında bulunmaktadırlar , ancak oturumda karar aşamasına gelinmiştir ki , küçük ortaklardan birisi bu çok önemli konu hakkında sanki nihai kararı verir bir ifade ve tavırla konuyu kapatmaya çalıştığını hissettiren bir hale bürünür , büyük hisse sahibi o anda ” arkadaşlar hepinizin fikrini aldım sonucu yarın size bildiririm ” şeklinde bir hükümle son söz sahibinin ve iktidarın kendisine ait olduğunu çağrıştıran bir açıklama yaparak küçük ortağı her kesin içinde ezmiş bir şekilde salondan ayrılır . Burada insanların yaptıklarına çeşitli duygusal roller yükleyen nefsimiz her zamanki illüzyonlarına bir yenisini eklemektedir , burada ne küçük ortağın niyeti meydan okumak , nede büyük ortağın iktidarını tescil gibi bir gayesi yoktur , ancak düşüncelerimizin içindeki nefsani algılar bize bunu düşündürmektedir . Makul olan şudur küçük ortak hisse alarak iktidar olabilir , eğer büyük ortak satmak isterse , geri kalanı nefsin iktidar olma gayretinden başka bir şey değildir . İşte böyle hallerde El Muktedir ismini anmak iktidarı gerçek sahibine tevdi etmek ve nefse hiçliğini hatırlatmak açısından en hayırlı davranıştır .

Çok dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır , nefsin iktidar eğilimine sebep olan duygusal etkileşimler , hep  ona ait olan yanlış eğilimlerin bir tür birikimidir . Örneğin güçlü , bilgili , itibarlı , merhametli , cömert vs . olarak resmettiği kişilere veya o kişilerle yaşanan olaylar karşısındaki tahammülsüzlüklerini biriktirerek bir eziklik halini bünyeye hakim kılmaya çalışır .