PAYLAŞ
El Muizz El Muzil İsimlerinin Yorumu

El Muizz El Muzil İsimlerinin Yorumu

Çok önemli bir içeriğe sahip olan bu iki ismin genel tarifini yapmaya çalışan İslam dininin önemli mutasavvıfları isme mülkü istediğine verip istediğinden alır şeklinde açıklama getirmişler , ihsan yollarını açan manasında bir kapsamı olduğuna dair görüş bildirmişlerdir . Bunun son derece önemli bir tespit olduğu konusunda şüphe yoktur , Malikül Mülk ismini okuyanlar , orada yapılan tanımda yine bu ismin insanın maddi manevi tüm yönlerini tek tek tanımlayan söz konusu unsurların , gönül gibi , nefis gibi , maddi değerler gibi , zeka yetenek güzellik dahil sayıp sayamayacağımız her bir bileşenin mülkün sahibine ait olduğu ve bu konuda nefsani kıyaslara yer olmadığı ifade edilmeye çalışılmıştı . Yani ben senden zekiyim gibi bir beyanın batıl bir iddia olacağı konusunda hiç şüphe olmadığı , bir birinden farklı meseleleri çabuk kavrayabilme yarışında her kez bağımsız bir unsur gibi davranarak , kendi üstünlüğünün semerelerini her karşılaştığı durumda toplayacağı gibi değişmez bir kural olmadığı , söz konusu ilişkileri ve semerelerin neler olacağını belirleyen bir üstün gücün varlığına kuşkusuz bir imanın şart olduğu gözden kaçırılmamalıdır .

Peki anlatılmaya çalışılan birinci paragraftaki düşünce biçiminin El Muizz El Muzil ismi ile ne ilgisi vardır . Allah’ın dininde kullarına sunmuş oldukları ile onlara verdiği değer arasında hiç bir alaka yoktur . Ancak kulları onlara verilenleri , diğerlerine verilenlerle nefsani kıyaslardan ayırdığı sürece Allah katında değerleri artacaktır işte biz buna kemal noktası demekteyiz . Allah hiç şüphe yok ki kullarına , kullarının mülk üzerindeki üstünlüğü her zaman sahibine havale eden bilinçli tavırları , başka bir değişle bu üstünlükten hiç bir kuşku duymayan kararlılıkları doğrultusunda , hayatlarını kemal düzeyinde idame ettirmeleri için gerekli halleri yaratır .

Şimdi meseleyi daha anlaşılır bir zemine oturtmak için üst paragraftaki Allah’la kul arasında var olması gereken kuşkusuzluk tanımından , işin insani ilişkilerdeki boyutuna yönelmeye çalışalım . İnsani ilişkilerde kuşku öyle bir açılımın kaynağıdır ki eğer kontrol edilemezse insan hayatını alt üst edebilir . Nefis kuşku kozunu insanlar arasında yine onların bir birlerine karşı duyduğu güven duygusunu kullanarak , bahsedilen kemal noktasından alır ve rezillik noktasına taşıma gayreti içine girer . El Muizz El Muzil isminin çerçevesi bu iki duygunun yer aldığı yelpazenin kapsadığı alandır.

Güven ve rezillik yelpazesinin ise insan bünyesinde süreklilik sağlayan yansımaları ise mutluluk yada mutsuzluk duygularıdır . Çok dikkatlice , derinlemesine bir irdeleme yaptığımızda insanın mutluluk ve mutsuzluk arasındaki yolcululuğunun çevresine duyduğu güven yada nefsani kuşkularla oluşan güvensizlik duyguları arasında gerçekleştiğine şahit olmaktayız . Güvensizlik , güveninin sarsıldığına dair vehimlerin birikimleri ise insanı rezaletler yada rezillik yaratacak duygusal bunalımlara sürüklemektedir .

Şimdi anlaşılması açısından , dikkatlerimizden kaçan ancak yaşamımızda sık sık rastladığımız bir örnekle konuyu anlamaya çalışalım . Özellikle ekonomik ilişkilerimizde bir birimize pek çok söz vererek işlerimizi yürütürüz . Bu sözlerin bazıları zamanından önce yerine getirilir , diğer bazıları teslim tarihinin bitmesine çok kısa süre kaldığı halde tamamlanmayacağı görünümünü yansıtır , belki bazıları da zamanını geçebilir . Bu durumlar içerisinde size söz vermiş olanların güveninizi sarsacağına dair vehimler de ortaya çıkmaya başlar . İşte çevremizdekilere kuşku kapısından bakmamızı esinleyen , daha doğrusu onların bizden daha az güvenilir insanlar olduğuna hüküm verdirmeye çalışan nefsani telkinler ” bunlar bana zarar verecek” gerekçesi ile bizi sonuçta rezalet yaratma noktalarına sürükleyebilir . Karşımızdaki ile hiç bir görüşme yapmadan konunun detaylarını bilmeden nefis tarafından bize verdirilmeye çalışılan hükmün gerçek amacı mutluluğumuzu çalmaktır . Yalnız bu durumu kışkırtma ve öfke ile karıştırmamalıyız , Sabur isminde bu durum anlatılmaya çalışılacaktır . Güvenimizin kötüye kullanıldığına dair bir vehim karşısında derhal El Muizz El Muzil ismini anmalıyız .

Biraz daha derinleşerek şöyle devam edelim , çok sevdiğiniz ve yakın ilişkilerinizin de olduğu ve zaman zaman bir birinize maddi manevi yardımlarda da bulunmuş olduğunuz bir arkadaşınızın neşeli bir ortamda sohbet ederken sizden oldukça yüklü bir parayı borç olarak istediğini düşünün . Aslında o an mutlu olduğunuz bir andır ancak miktar da oldukça yüksektir . Aklınızdan “ya şimdi bu ne olduğunu bilmediğim bir yığın işe girecek” şeklinde güvensizliğin ilk nefsani adımının atıldığına şahit olacaksınız . Hele ki bu sohbet şöyle devam ederse ki mümkündür , “ben senden parayı üç aylığına istiyorum ama istersen parayı benim karlı iş yapan bir arkadaşım var , vade tarihinde senin adına çalıştırması için ona vereyim”dediği anda , nefis ya bunlar dolana çıkmışlar beni dolandırmak istiyorlar yaftasını yapıştıracakdır . Uzun yıllar içerisinde güveninizi kazanmış olan arkadaşınızın unvanı bir anda dolandırıcıya çıkabilir. İşte bu nefsin güveni tercümesidir . Arkadaşınız hiç tereddüt etmeden sizi dolandıracak kendisini rezil edecek bu davranışın içine sürüklenecektir . İnsanın atacağı adımların hesabını yapması elbette elzemdir , ancak nefsin en yakınınıza olan bu kuşku dolu davranışın yaratacağı güven bunalımı ve mutsuzluk o anda El Muizz El Müzil ismi ile bertaraf edilmelidir .