PAYLAŞ
El Müheymin İsminin Yorumu

El Müheymin İsminin Yorumu

İnsan duyguları içerisinde en güçlü olanlarından bir tanesi , himaye etmek yada edilmek ana   kavramlarının açılımı çerçevesinde hissettiğimiz ve bizi derinden etkileyen , bir dizi ve  gerçekte bir biri ile çok yakından ilgili ve nefsinde şiddetle yansımaya çalıştığı yönümüzdür . Nefs klasik bakış açısı olan kainatın haktan yoksun olduğu yanılgısı ile ait olduğu bünyenin ebediyen emniyet duygusundan yoksun olduğu varsayımına dayanarak yine insanı ait olduğu toplulukların içerisinde ya tek başına var olacak yada varlığını her hangi bir güce dayandıracak  yalnızca kendisine emniyet edilen , sığınılan veya sığınmacı kişilikler yaratmak isteyecektir . El Müheymin İsminin çerçevesi söz konusu kavramlarla çizilmeye çalışılacaktır.

Himaye etmek , edilmek yada korumak , korunma eğilimi olarak bu ismin çerçevesini çizmeye çalıştığımızda yukarıda bahsetmeye çalıştığımız gibi bir birinden farklı olarak isimlendirdiğimiz bazı duygularımızın bu çatı altında nefsani algılara muhatap olduğunu gözlemlemekteyiz .

Şimdi bu algılara bazı basit örnekler vererek konunun aydınlığa çıkmasını sağlamaya çalışalım . Bir aile reisinin eşini ve çocuklarını kolu ile sarmalarken bir anda duygularında beliriveren ” onlar benim korumama muhtaç , görmüyor musun nasıl bana sığınıyorlar ”  gibi kendisini koruma kalkanına dönüştüren bu etki gerçekte nefsin yegane müheymin olan koruyucumuz , yüce yaratıcımızın daha doğrusu hakkın insan ilişkileri içindeki yerini kavrayamamasından kaynaklanan bir eğilimidir . Bu durum çevresinde pek çok firmayı verdiği işlerle yaşatan bir patronun zaman zaman içine düşeceği himayeci ve ” benim koruma alanımda varlıklarını sürdürüyorlar ” onlar bana sığınmışlar şeklinde nefsani duyguları algılayabileceği gibi bunun tam tersi o bünyeye katılma arzusundaki bir firma sahibinin de yaşamın ve iş hayatının getirebileceği her hangi tehlikeye karşı kendisini daha korunaklı hissedeceğine dair bir sığınma yanılgısı içine sürüklenebileceği hiç kuşkusuzdur . Burada kastedilen elbette insanların ticari hesaplarını nasıl yapacakları konusunda akıl vermek değil , güvencenin kaynağı konusundaki nefsin yaratacağı yanılgılardan arınma gerekliliğidir. Bu tip algılar günlük yaşantımızda koruma ve korunma duygusunun önemine binaen sıkça karşımıza çıkmaktadır , işte böyle durumlarda gerçek koruyucunun El Müheymin olan Allah olduğunu asla unutmamalıyız ve böyle nefsani algılar karşısında yine bu ismi anmalıyız .

Kendisini hayata atılırken korumasız ve desteksiz hisseden bir gencin güçlü bir organizasyonun parçası olmayı hayal ederken hissettiği yalnızlık duygusu , kalabalık bir ailenin içerisine kendisini yalnız hisseden bir misafir , hayatla mücadelede hiç bir desteğinin kalmadığını düşünen zor şartlardaki bir kişinin hissettiği himaye arzusu yada yalnızlık vehmi hep bu çerçevenin içindedir . Etrafımda beni koruyabilecek kimsem yok , gidebileceğim hiç bir kapı kalmadı gibi güvensizlik çağrıştıran düşünceler yine nefsani vehimlerdir ve El Müheymin İsmi ile bertaraf edilmelidirler. Şimdilik son bir duygu yanılgısı ile örneklerimizi tamamlamaya çalışalım .

Bu isim çerçevesinde en önemli noktalardan bir tanesi de nefsin toplumsal ilişkilerimizi yok etmeye çalıştığı ve bizi bunu gerçekleştirmek için sürüklediği tedirginlik duygusudur . Özellikle birbirlerini ilk defa gören kişilerin oluşturduğu sosyal ortamlara katıldığımızda içimizde hissettiğimiz bu duygu çevremizdeki insanları haktan bihaber gibi göstermeye çalışan nefsin aslında gerilim senaryosudur . Bazen bu duyguyu, kalabalıklar içerisinde bir anda kendimizi sahipsiz gibi hissederek yada ne yapacağımızı bilemez bir duygu ikliminde hissederiz .

Bu tedirgin oluş ve ne yapacağını bilemez gerilim hissi ilk paragrafta açıklanmaya çalışıldığı gibi kainatta hakkın yokluğuna dair nefsani vehimdir . İşte bu duygular bizi sığınılacak tek kapının sahibimiz olan El Müheymin ismiyle Allah olduğunu nefsimize hatırlatmak için vesiledir .