PAYLAŞ
El Hasib İsminin Yorumu

El Hasib İsminin Yorumu

İnsanoğlu için yaşamı boyunca kabullenmek konusunda karşılaşacağı en büyük zorluk kendisinden daha üstün ahkamsal bir kudretin var olduğu ve onun yine kendi üzerinde hükümran biçimdeki tavrıdır . Belki bu hal yaratılmışlar açısından değerlendirildiğinde gösterilen tahammülsüzlükler açısından haklılık payına sahiptir , ancak nefsimizin bu konuda ki gerçek tahammülsüzlüğü yaratıcıya karşı da aynıdır . Başka bir ifade ile onun üstünlüğünü onun sergilediği ahkam çerçevesinde kabullenemez , kerhen kendi biçimlendirmesi doğrultusunda ona bir yer ayırmayı daha uygun bulur . Bunun devamında iman dediğimiz nurun bünyemizde yavaş yavaş yerini aldığını hissettiğimiz dönemler belirecek ve yaratıcı üstünlüğünü kabullenme , gönül ve akıl işbirliğimizin ortaya çıkardığı üstünlük bilincinin belirişi , tevhidi farkındalık , yaratıcı muradının teklik alemi konusundaki iradesini kavradığımız ancak aynı zamanda nefs ve sağduyu çatışmasının da temellerinin atıldığı  süreçler olacaktır . El Hasib İsminin çerçevesi söz konusu mücadele ile çizilecektir.

Peki tevhid ( teklik ) ve akaid ( inanış biçimi ) konusundaki tavrını beyan eden yaratıcının ahkamı doğrultusunda davranışlarımızı düzenlerken bizi nefsin tahammülsüzlüklerine karşı iman zemininde tutacak bilincimizin temelini hangi duygularımız oluşturacaktır. İlk paragrafta bahsedilen yaşadığımız şiddetli içsel çatışmaların nedeninin Allah’ın bir muradı olarak onun da çok büyük bir hesabı olduğunu bilen imani yönümüz , bu çatışmaya karşı oluşturacağımız hak konusunda dirayet gösteren irade ve kararlılık bilincimizin temelini oluşturur . Buna bağlı olarak ilkeli olmak da üstünlük makamlarının kime ait olduğunu bilerek kullanılan davranış hakkıdır diyebiliriz .

Nefs ve irade çatışması insan bünyesini gerçekten dayanılmaz düzeyde rahatsız edebilecek noktalara sürükleyebilir , hatta nefsin iradeyi öylesine zorladığı dönemler olur ki insanı ağlayacak hale sokar . İçimize doğru duygularımızı irdeleyen bir bakış açısı ile yolculuklarımızda bazen bu iç daraltan duyguya şahit olup ” ben niçin bu iç çatışmayı yaşamak zorundayım , Allah neden bizi bu sıkıntıyı çekmek zorunda bırakıyor ” tespitini yaptığımızda , aslında içimizde gerçekleşen , birikmiş iradi direnişlere nefsin isyan bayrağını çekerek son derece güçlü bir biçimde onun bu dirayetini yıkma girişimi olduğunu fark etmeliyiz . İşte bu an tam El Hasib isminin , hakla batılın ayrılması konusundaki yaratıcı muradının bize yansıyan bilinci ile anılma zamanıdır .

Allah’ın muradını ifade eden kulu üzerindeki hakkın tecellisini görme isteği , diğer bir ifade ile kulunun tüm üstünlük makamlarını , sahibine yani kendisine teslim etmiş bir bünye yaratması sorumluluğu yine onun kulu üzerindeki en büyük hesabıdır . Bu mücadele tabii ki nefsin batıl eğilimleri ile kulun iradesi arasında gerçekleşecektir ve yaratıcı da her zaman kendisine iman etmiş kulunun yanında olacaktır .

Şimdi bu mücadelenin elden geldiğince çerçevesini oluşturup , örneklerle açmaya çalışalım . Allah kendi irade beyanını bazı davranışları kulları için haram kılarak yada yapılmasını yasaklayarak ortaya koymuştur . Diğer taraftan haramlar dünyasına nefsin dayanılmaz düşkünlüğü  bilinmektedir ve bu dünyanın sonsuz zevklerine kayıtsız şartsız koşan , iradesiz ve ilkesiz bir bünye yaratmak onun en belirgin özelliklerinden biridir . Tam burada nefsin iki farklı yöntemle , içinde yaşamayı sürekli hayal ettiği haramlar alemine bünyeyi de meylettirmek amacında olduğunu söylemeliyiz . Bunlardan ilki hayali olan zevkler dünyasına kendi düşkünlüğünün bünyede yansıması olacak zaaf noktaları oluşturmak , diğeri mücadelesinden asla vazgeçmeyerek zamana yayılmış biçimde yine bünyeyi hakk davranışlardan yüz çevirtmek , vazgeçirtmek , amiyane tabirle pes ettirmektir .

Bu iki yöntemde de nefsin muhatabı irademizdir ve ortaya çıkan çatışma açısından biri kısa süreli infialler , diğeri ise yaşam boyu değişmeyecek bir mücadele şeklinde ortaya çıkar . Şöyle bir örnekle nefsin ilk yöntemine dair bir ipucu oluşturmaya çalışalım , herhangi bir şekilde haramlar aleminden bir musübet konusunda nefs bünyede bir zaaf noktası oluşturmayı başarsa ki bu kumar , içki , zina , dolandırıcılık vs. olabilir , bu harama eğilimin tekrarlanacağı her nöbet esnasında bünyede nefs ile iradenin , bazen düşük  bazende çok şiddetli çatışmalarına tanık olacağımız şüphesizdir  ve bu durum yaradılışımızın bir fonksiyonudur . Böyle durumlarda bünyemizdeki nefsin harama olan daveti ile iradenin hakk konusundaki dirayeti öylesine şiddetli olabilir ki bu haramı işleyip işlememe konusunda saatler sürebilecek , midemize giren kramplarla , ağlama nöbetlerinin birbirine karıştığı bir hale bizi rahatlıkla getirebilir . Nefsin yapmak istediği bünyeye ” sonucu her ne olursa olsun ” ben bu kararlılığımdan vazgeçeceğim ve bu harama adım atacağım dedirtmektir . Bunun ne olduğu konusunda hiç şüphe duymadan nefs ve irade çatışması tanımlamasını yapıp , yaratıcının iradesi konusunda tavır alacağımızı ifade eden El Hasib ismini anmak çatışmanın o an bertaraf edilmesini sağlayacaktır .

Nefsin diğer yöntemi ise tüm yaşama yayılmış yaratıcı iradesine dayalı hakk davranışlar , ibadetler konusundaki kararlılığımızı sürekli törpülemektir .  İyilik etmeyi kendisine görev bilmiş bir insanın çevresinin gönlündeki yeri elbette farklı olacaktır . Aynı insanın da zaman içerisinde elbetteki çevresinden talepleri olur ve bunların kimi yerine gelir kimi de koşullar nedeni ile karşılık görmeyebilir . İşte nefs bu sonuç alamadığı taleplerini tüm insanlığın gerçek tavrı olarak bünyeye kabul ettirmeye çalışarak , bundan böyle bende kimseye iyilik etmeyeceğim kararını aldırtmaya çalışır . Gerçekte yapmak istediği hakk konusunda ki bir kararlığı yok etmek , bünyeyi iyilikten vazgeçirmektir . Tabii ki hakk davranışlar çok büyük bir külliyattır ve öğrenmekte emek ister yani irade gerektirir . Eğer bu öğrenme kararlılığını gösteremez ve nefsin kolaycı eğilimleri ile benzeşerek , ya Ahmet’in hanımı da örtünme konusundaki kurala uymuyor , arada sırada felekten bir gece çalmakta ne beis olabilir ki bunu herkes yapıyor , kimseye hesap vermek zorunda değilim istediğim gibi yaşarım hangi devirde yaşıyoruz gibi sayılamayacak kadar çok sayıda , gerçekte hayatımıza bir kere dahil ettiğimizde hem kendimizin hem de çevremizin hakk konusundaki tüm dirayetini bir yaşam boyu etkileyecek batılda karar kılma yanılgısına hiç farkında olmadan sürüklenebileceğimizi asla hatırımızdan çıkarmamalıyız .

Şu önemli noktayı da unutmamalıyız ki yukarıda anlatılanlar doğrultusunda ben hakta dirayet konusunda herkesten daha ilerideyim gibi bir kıyas ta yine nefsanidir ve asla kendimizi diğerleri ile kıyaslamadan hakk konusundaki irademizi sergilemeli ve şu ana kadar anlatılmaya çalışılan tüm algılarımız karşısında El Hasib ismini anmalıyız .