PAYLAŞ
El Halık İsminin Yorumu

El Halık İsminin Yorumu

Allah , tevhid bilincini idrak etmemiz amacı ile hiç bir nefsani farklılığın söz konusu edilemeyeceği gönül alemini yaratarak hepimizin bir ortak paydanın parçası olduğumuzu ilan etmektedir . El-Halık ismi şerifi ifade edilmesi zor isimlerden birisi olmakla birlikte en basit açıklaması hiç bir ayrıma tabi olmaksızın bütün gönüllerin hepsi aynıdır manasını taşımaktadır . Bu sebeple gönül alemi çerçevesindeki tüm varlıklar tevhid doğrultusunda bu aleme ve onun yaratıcısına saygı gösterirler başka bir değişle tüm saygılar gönül alemine ve onun halk edeninedir . Burada saygı meselesini söz konusu etmemizin sebebi gönül alemine ayrımları ile farklılıklar katarak bir üstünlük sorgulaması oluşturmaya çalışan nefsin tutumu yani bu aleme olan saygısızlığıdır . El Halık İsminin ana çerçevesi gönle saygı ile ilgili olarak çizilmeye çalışılacaktır.

Nefsin gönül alemine yansıtmaya çalıştığı bu saygısızlığın hikayesi , ürettiği ön yargılarla sürekli  farklılıkları ötekilikleri işaret ederek bu alemde bir üstünlük sorgulaması oluşturup akabinde ön yargıların sebep olduğu dışlama yada dışlanmışlık hislerini bünyeye hakim kılma gayreti ile başlar . Peki ön yargının nefs tarafından oluşturulması nasıl gerçekleşmektedir , bu yargılama usulü bir kişiyi veya topluluğu yine nefsani bir duygunun esiri yada yine nefsani bir zaaf içerisinde olduklarını ilan ederek onu veya onları kendinden kabul etmemek dışlamak , ayrı bir dünyanın figüranları olduğuna karar verdirmek şeklindedir . El Halık İsminde tüm bu kendin yaz kendin oyna illüzyonlu nefsani duyguların sonuç itibarı ile, muhatap olanlar açısından bünyelerde bırakacağı izin kırgınlık duygusu olacağını gözden kaçırmamalıyız . Gönül aleminde kendini üstün görerek bir kişiyi yada topluluğu ön yargılar sonucu dışlamaya çalışmanın sonucu kırgınlıktır , eğer kendisi de aynı muameleye tabi olduğunu vehmederse vereceği tepki yine aynı olacaktır .

İnsanlar içinde bulundukları toplum içerisinde belli bir ekonomik sınıfın , belli bir kültürel çevrenin , belli görüşlerin mensubu olabilirler yada bu özelliklerinde değişimler yaşayabilirler . İnsan nefsi ise kıyascı tutumları ile çevresindeki bu toplumsal yapıyı ve değişimleri çok yakından takip eder . Kendisini ön yargılardan oluşan bir kıyas anlayışı ile bu toplum içerisinde bir yere oturtmaya çalışır . Kullandığı ön yargılarla kendisini belli noktalarda dışlanmış kabul ederken , aynı şekilde bir kişi yada gurubu da dışlamaya çalışır .

Şöyle bir örnekle başlayabiliriz , yabancı felsefe üstadlarının yazılarını günlük makaleler halinde yayınlayan bir web sitesini bizim de takip ettiğimizi düşünelim . Ancak biz İslami hassasiyetleri yüksek ve genellikle İslam alimlerinin görüşleri ile yoğurulmuş bir bilgi birikimine sahip olmuş olalım . Zaman içerisinde okunan eserlerinde etkisi ile ilgili web sitesinin  yayıncıları hakkında nefs ilk yargılamalarını yapmaya başlar ve batıya karşı bir hayranlık vehminin etkisi altında oldukları konusundaki ön yargı ile birlikte bünyeyi web sitesi yayıncılarını sahip oldukları tüm duygu ve düşünceleri , ideolojileri , hayata her manada bakış açılarını buna din konusundaki düşünceleri de dahil , yorumlayarak onları dışlamaya doğru bir yolculuğa başlar böylece onları gönül aleminde küçük görmeye meylettirmeye çalışır . Burada onlarda olduğunu inandırmaya çalıştığı hayranlık duygusuna ön yargının başlangıcı olarak çok dikkat etmeliyiz .

Şimdi bu nefsani ayrımları biraz anlamaya çalışalım . Nefsin en geniş olarak sirayet ettiği farklılıklar ve devamında ön yargılar yolculuğuna  zemin oluşturan konulardan bazıları şunlardır , insanların görüşlerini temsil eden şekil ve davranışları , yaş olarak büyüklük küçüklük , kadın erkek gibi genel pek çok  konu .

Yanımıza belli bir görüşün temsili olan sakalı ile birisinin geldiğini düşünelim . Sadece bu sakal nedeni ile gelen kişinin duyguları , düşünceleri ait olduğu toplumsal kesimler , siyasi görüşleri , din konusundaki hassasiyeti , ekonomiye bakış açısı , ailesi konusundaki yaklaşımları onun hak konusunda zaaflar içerisinde olduğunu zihnimize ön yargı algıları olarak nefs tarafından yansıtılmaya başlıyorsa bu nefsani dışlama yolculuğunun başlangıcıdır . Hakkında hiç bir şey bilmediğimiz bir insanı sadece görüntüsündeki yada o an için dikkatimizi çeken örneğin çalıştığı gazete gibi hayat görüşü üzerine bir ipucu verebilecek herhangi detay nedeni ile sonunu hiç bilmediğimiz bir hikayenin kahramanı yapmak ancak nefsani bir illüzyondur ve gönül aleminde bu şekilde bir hüküm belirtme ve bana benzemediği için dışlama olamaz . İnsanlar ancak görüşleri konusunda birbirlerini tanıyarak anlaşabilirler ve nefsin tanımlamaları hiç bir zaman gerçekle örtüşmez . Bu sebeple tanımadığımız insanları ön yargılarla farklılaştıramaz , dışlayamayız . Bizim yapacağımız özünde gönül aleminde bir üstünlük vehmi taşıyan bu nefsani tanımlamalar karşısında El Halık ismini anarak her türlü ön yargı kapısını kapatmaktır . Bu durum günlük hayatta pek çok kez karşılaştığımız insanların çeşitli açılardan farklılıklarına şahit olduğumuz bir sahadır ve gönül alemine saygı bilincimiz nefsani farklılaştırmalar karşısında gönül alemi birliğini yine ona her defasında bu ismi anarak hatırlatmalıdır .

Yine toplumsal manada kundaktaki bebekten en yaşlısına kadar tüm bireyler gönül aleminin bir unsurudur ve nefsin onları gençler ve yaşlılar olarak birbirlerinden küçüklük ve büyüklük duyguları ile ayrıma taşıması batıl bir vehimdir.  Genç bir insana yaklaşımımızda onunla büyüklük duygusu ile iletişime sevk edilmemiz nefsani bir eğilimdir , çünkü bu ilişki tarzı birikim ve tecrübeleri ile bir gurubu diğerinden ayırmaya sebep olur yine bir gencinde büyüğüne aynı sebeplerle farklılaştırıcı yaklaşımı da doğru değildir . Bundan kimse kimseye saygı göstermesin anlamı çıkmamalı sadece nefsani dışlamalara tevessül edilmemelidir . El Halık ismi genç ve yaşlıların birbirlerine yaklaşımında hissedilen büyüklük ve küçüklük nefsani eğilimleri çerçevesinde mutlaka anılmalıdır .

Erkekler ve kadınlarda nefsani yönleri ile birbirlerine karşı çok sık ön yargı üretirler . Alışverişte gördüğümüz bir kadın için hayatları bu merkezlerde geçiyor gibi bir tanımlama nefsin dışlamaya götüren ön yargısıdır . Yine aynı şekilde bir kadının bir erkeği kahvede görmesi de aynıdır . Bu ön yargılar sayılamayacak kadar çoktur ve biz gönül aleminde bir üstünlük kurgusu içine kapılmadan bu ismi şerifin betimlediği tüm gönüllerin hepsi aynıdır şuurunu devamlı zinde tutmalıyız .

Ben nefsani algılar karşısında gönül alemine hayatım boyunca tüm iyi niyetimle katıldım ve hep hizmet verdim diyerek kendisine bu alemde üstünlük izafe etmek yada ben bu alemin sürekli eksikliklerle dolu bir üyesiyim düşüncesi ile kendisine düşük bir değer biçmek hep nefsani illüzyonlar , nefsin oluşturmaya çalıştığı üstünlük hiyerarşisi ve ayrımların baş senaryolarıdır . Çok basit bir örnekle açıklarsak örneğin bir arkadaşımızın ” işte bizim farkımız burada ” gibi bir beyanı olsa nefis hemen burada devreye girerek bu beyanın içinde bir üstünlük meselesi var ama ne ? diye bünyeyi düşünmeye sevk eder . Yapmak istediği gönül konusunda bir farklılık olduğu düşüncesini kabul ettirmektir . İşte tam burada El Halık anılmalıdır .