PAYLAŞ
El Hak İsminin Yorumu

El Hak İsminin Yorumu

Allah’ın tüm isimlerinde ve bu yazı dizisinin açıklama bölümünden itibaren, ifade edilmeye çalışılan çok çok önemli bir husus vardır . Bu başka alternatifi , insan için ihtiyari seçeneği olmayan konu, Allah’ın kulları üzerinde görmeyi dilediği ve onun uluhiyyetine uygun biçimde davranış tarzları geliştirmek konusunda asla değişmeyecek bir sebatla , nefsin zihin , duygu ve psikolojimizde oluşturma gayreti içerisinde olduğu eylemlerimize müdahale girişimlerinin tümünde sabit , değişmez bir tutumla onun batıl eğilimlerinden sakınmak , Allahın Muradına kıyasen davranış biçimleri oluşturmada hak üzerinde değişmez kalmaktır , çünkü hakkın anlamı kendisi konusunda değişmez olandır . İşte El Hak isminin çerçevesi bu prensibe binaen çizilmeye çalışılacaktır .

Var oluşa iman , insanın El Hak ismi ile ilk karşılaşmasıdır , ancak bu sonsuza yansıyan bir ilim aleminin de başlangıcıdır tabii ki , var oluşu kendi gerçeği olarak kabullenen bir kul , ilk olarak bu konunun ne olduğunu araştırmakla başlar işe . Bir yaratıcı , benim varlığımda söz sahibi ise beni yaratarak benden ne istemektedir , yoksa beni başıboş mu bırakmıştır . Belki hayat bu dünya ile sınırlı olsaydı  , başı boşluk söz konusu olabilirdi . İnsanlığın sadece kendi varlığı ile ilgili bazı şeyleri görmesini dileyen üstün bir güç , varlığı yaratıp sonra da kendi haline bırakmış olsaydı, bizim gördüklerimizden sonra hiç bir şeyin önemi kalmayacak şekilde , her şey bundan ibaret olacaktı . Ama konu gerçekten böyle midir ? Takdiri gerçekten iyi değerlendirip arkasındaki sırrı anlamak için elimizden gelen her şeyi yapmakla zorunlu olduğumuz bir yönü olabilir mi , bu yaratılış gerçeğinin . Bu sebeple El Hak isminin açılımı bu bakış açısıyla şekillenmektedir.

Neden nefsani bir zorlama sonucu batıl davranışlar oluşturmakla , yaratıcının bize emrettiği hak davranışlar arasında bir seçim yapmak zorundayız . İmanın karşılığı bu kadar zor mu olmalıdır . Burada tüm Kur’anı Kerim genelinde anlatılmaya çalışılan nefsin tekamülü konusunda  Allahın, benim üstüme aldığım sözüm doğrultusunda sizi hakka davet ederek yapacaklarınız konusunda varlığınızın gerçeğine uygun olan takdirimi bildirerek, diğer bir değişle , nefsinizi temizleyin hükmünün muhatabı kılıyorum beyanını kavrayabilmeliyiz . Benim ilmim tabii ki sonsuzdur istese idim çok daha farklı bir biçimlenişi de var edebilirdim , ancak ben sizin için bunu seçtim , öyle ise benim takdirime kıyasen davranışlarınızı düzenlemekle sorumlusunuz , ancak bu şekilde sonsuzluğa muteber olarak yansıyabilirsiniz önermesine dikkatle kulak vermeliyiz . 

Hak nefsani eğilimlerden arınmış bir hal , davranışlar konusunda varoluş ve yaradılış gerçeğimizin, yaşama ve kainata aktarılması bilincidir . Ancak bu hal üzere olan fiilerimizle insanın temsilci olma özelliği ve görevi yerine getirilebilecek ,  hakta ve teklikte buluşmanın kaçınılmazlığı kendisini ortaya koyacaktır.

Peki hakta ve benlikten sıyrılmış davranışlar konusunda sabitlik yada sebat varlığımızın gerçek karşılığı ise bizim değişim ve gelişimimiz  nasıl olacaktır ? Hakta sebat yada sabit kalma , değişim ve gelişme açısından bizi aynı noktada kalmaya mı sürükler , yoksa değişim konusunda içinde bir sonsuz ilim mi barındırmaktadır ? Bu konu insan için değişimin ve gelişmenin ne demek olduğunu irdelemekle çok yakından alakalıdır ve insanlık gerçek manada nasıl gelişir sorusunun cevabı , gelişmeyi yönlendiren etmenlerin tespit edilerek bizlere ve ilişki içerisinde olduğumuz kainata nakşedilmiş , işlenmiş prensipleri rayından çıkartma gayreti içerisinde olan illüzyonların kaynağını ve izlediği yöntemi çözümleyip , gerçek değişim ihtiyacı için atılacak ilk adımda gizlidir . Unutmamak gerekir ki bizim hak konusunda gelişim için atacağımız adımların karşılığını verecek olanın , kendisinin bize de bildirdiği iradesi , bilime dayalı bir uygulaması vardır . Bu yüzden atılacak adımlar hak külliyatının gerçeği ile uyumlu olmak zorundadır .

Yukarıdaki açıklamaların ışığında hakta sabit kalmak veya sebat , değişim ve bu değişimi insandaki hak gerçeğinden batıl eğilimlere dönüştürmeye çalışan duygularının faili ile ilgili bölüme ve bunu nasıl yapmaya çalıştığına dair  illüzyonlarının aslına gelelim . İnsan , kendisi için tümünü değerlendirmek konusunda çok zorlandığı , karmaşık bir toplumsal yapı içerisinde var olmaktadır . Kendisinden çeşitli açılardan çok üstün , çok geride , çok farklı , ilkel yada gelişmiş , bilgili yada cahil gibi sayılamayacak kadar çok çeşitli yaşamların ve bunları oluşturan insanların arasında yaşamaktadır . İşte bu alan nefsin , insan yaşamındaki değişim ve gelişmeleri kendi eğilimleri doğrultusunda kurgulayarak geleceği belirlemek için tüm gayretini kullandığı sahnedir . Nefsin kurgularının arkasında yatan gerçek eğilim ise , sonucunda kendi tatminlerine ulaşma kaygısı ile içinde var olduğu dünyada , diğerlerine göre yarattığı batıl özenme duygusu aracılığı ile insanı kendi istekleri doğrultusunda sürüklemektir .

Çok kısıtlı şartlar altında ekonomik zorluklarla boğuştuğunuz yaşamınıza dair bir kesitte , çalıştığınız iş yerine ait bir görevi yerine getirmek için şirket dışına çıkıp , bir otobüse bindiğiniz bir sahnede şöyle gelişmeler olduğunu varsayalım . Otobüsün arkasına geçip etrafınızı seyrederken büyük bir işletmeye ait görkemli bir binadan çıkan birisi çok dikkatinizi çeker . Adam son derece şık ve pahalı bir elbisenin içinde tiril tiril yürüyerek son derece pahalı bir arabanın şöförü tarafından açılmış kapısından içeri girerken , aklınızdan şu görüntünün aktığını tahmin etmek çok zor olmaz .

Bu adam muhakkak çok elit bir hayat yaşamaktadır , çok güzel bir eşi ve pahalı okullarda okuyan çocukları vardır. Hiç bir şey için büyük çabalar sarf etmesi gerekmez , zaten üst düzey ilişkileri ile bu tip problemleri çözmek onun için zor değildir. Zengin ve asil dostları vardır ve onlarla mutlu bir hayat yaşadığı da kuşkusuzdur. Gittiği her yerde itibarına uygun davranışlarla karşılaşır ve saygı görür gibi , kim seyrederse seyretsin etkisi altında kalacağı filim onun sizin de gönlünüze düşmektedir. İşte o tarihsel nida kulaklarınızda ” keşke böyle bir hayatım olsa ” . Sakın karıştırmayalım bu kıskançlık duygusu değildir . Siz o anda adamın yaşadığı hayatın benzerini istemektesiniz , adamın hayatını değil . Daha basit bir ifade ile yaşamınızın gördükleriniz doğrultusunda değişmesini istemektesiniz . 

Öyle önemli bir ayrıntı gözlerden saklanmaktadır ki bu noktada , insana olmaz şeyler yaptırabilir farkına varılmazsa . O hayatı ben de yaşayacağım diyerek atadan kalma evi satıp küçük ve kısa bir hayatı satın aldırabilir insana . Dikkat edelim benliğimiz özendiğimiz insanın hayatını gördükleri ile değerlendirirken , kuracağı hayatın içine dürüstlüğü , mutluluğu , sadakati , mütevaziliği , kanaatkarlığı kısaca hak davranışlar bize neyi ilham ediyorsa hiç birini en önemlisi de takdiri filme oyuncu olarak almıyor . İstediği sadece hayran olunup özenilecek bir yaşam . Allah’ın El Hak İsmi ile değişimlerin tümünün hakka dair olması bilinci , bizleri yönetme eğiliminde olan duygularımızın gönlümüze özenme şeklinde aktığında hemen hatırlanarak zihnimizdeki yerini almalı ve El Hak ismini anmalıyız.