PAYLAŞ

El Berr İsminin Yorumu

İnsanoğlunun tüm duygularını yani kendisini değerlendirmedeki becerisi ve devamında söz konusu hallerin hak çerçevesinde olanları ile  nefsani yani batıl muhteviyata yada içeriğe sahip olanlar arasında yapacağı kıyaslar sonucu , bu karşıt duyguların yönetilmesi konusunda kendisindeki yine kendisi tarafından tamamlanması mümkün olmayan hak bilgisine dair eksikliği keşfetmesiyle ki bu iman ve inanç kemalidir , kompozisyonundaki tamamlanması gereken ilim ile ne kadar önemli bir lütufa muhatap edildiğinin idraki ve bunun Allah tarafından verilmiş bir ihsan olduğu bilinci , insanın da bu lütuf karşısında hakka dair her konuda kendisini bir söz ile bağlamış olabileceği sezgisi ve bilgisi , bu ismi yorumlayabilmek açısından önemli bir ip ucudur . Daha açık olarak şöyle ifade edebiliriz , El Berr ismi kendisini temel olarak Allah ile kul arasındaki başlayarak tüm insanlık alemine nüfuz eden ahde vefa yada söz vermek kavramları çerçevesinde hissettirmektedir .

Şimdi nefsin bu temel dirayeti kendi eğilimleri doğrultusunda ve yine kendisine hizmet edecek şekilde nasıl biçimlendirmeye çalıştığını anlamaya çalışalım . Bu ismin anlamındaki söz vermenin çözümlemesi ahde vefanın yansıması olan hayatın tümündeki insani ilişkilerin özünde kadir kıymet bilme yada vefakarlık duygusunu esas alma ile alakalıdır , hakkın manasının çözümlemesinde yaratıcının kulları arasındaki bağların tümüne ne kadar önem verdiğini anlamaktayız , ancak insanın yaşamında karşılaşabileceği tüm yeni ufukların yeni sahnelerin, eski ilişkilere olan bağlılıkları unutturması , meselenin nefsani ifadesi ile işi bitene kadar yada işine geldiğince , işine geldiği gibi dostluğa , arkadaşlığa , aileye yada daha önce ait olduğu ne varsa vefa göstermektir .

İnsanoğlunun özünde nefsinin yattığından hiç şüphe olunmayan her türlü verdiği sözde durmama eğilimi yada vefasızlık duygusu Allah’a verilmiş olan onun ihsanına sahip çıkacağımız sözüne karşıtlık ifade ettiği için , çok önemsiz olarak kabul edilebilecek bir sözü yerine getirmemek yada bir yaratılmışa vefasızlığın nankörlük hükmü taşıyabileceğini sürekli nefsimize hatırlatmalıyız .

Şimdi oldukça geniş bir yelpazede algılar oluşturulan söz konusu nefsani duygusal hallere , anlaşılabilmesi amacı ile kolay olabilecek örneklerle giriş yapalım , birlikte paylaşılan yaşamlar ve ilişkiler açısından arkadaşlarımızla aramızdaki yakınlıkların belli ölçüleri vardır , bir gün iş çıkışı oturduğumuz semte döneriz ve ortalıkta tanıdık hiç kimse yoktur . Ya bu yalnızlık insanın canını sıkıyor , biri olsa da sohbet etsem diye düşünürken bir arkadaşınız size seslenir , öyle sevinirsiniz ki o sesi duyduğunuza arkadaşınıza sarılmak gelir içinizden . Sohbete de başlarsınız aynı zamanda , şakalarda  havada uçuşur , gelene geçene de takılırsınız , sözün kısası vakit iyi geçmektedir ancak bir anda önünüzde bir araba durur ve içeriden çok daha eski ve yakın arkadaşlarınızın size seslendiğini duyduğunuz anda , yanınızdakine eyvallah deyip arabaya atlarsınız , kısa bir süre sonrada o terk ettiğiniz arkadaşınız aklınıza düşer ve içinizden şöyle bir ses gelir , ya aman ne yapayım şimdi çağırsam olmaz , zaten bize de ayak uyduramıyor . İşte bu nefsani kayıt içerisinde vefa duygusunu parçalayan bir kadir kıymet bilmezliktir . Yeni bir sahnenin vereceği heyecanlar için nefsin oluşturduğu , işi bittiği anda kendisine sohbetini açan dostunun kadrini  unutturan eğilimi vefa duygusunun hiçe sayılmasıdır yani vefasızlıktır . Eğer durum o arkadaşımızın gelmesinin uygun olmayacağı kanaati sağ duyumuzla teyit edildiği sürece böyle durumlarda bir beis olmayacağı açıktır . Ama hayatımızda tek bir bakışla bile tanış olduğumuz insanlara karşı bile beslemek zorunda olduğumuz vefakarlık , nefs tarafından oluşturulan benim için ne ifade ediyor ki gibi bir algı karşısında dahi, bizim için tek bir çöpü yerden kaldırmadığını bildiğimiz birine dahi gösterilmelidir . Burada en doğru davranış eğer çok büyük bir sakınca yoksa zamanını bizimle geçiren arkadaşımızı da gidilen yere davet etmektir , heyecana kapılarak bu ayrıntıyı atlamamalıyız .

Konuya bir başka açıdan yaklaşarak yelpazeyi açmaya çalışalım , iş hayatınızın başında bir firmaya aynı zamanda girdiğiniz ve uzun seneler boyu pek çok zorluğu birlikte atlatarak aynı zamanda çok yakın bir aile dostluğu kurduğunuz bir arkadaşınız , siz hayatınız ve imkanlarınız için risk üstlenerek kendi işinizi kurmak amacı ile çeşitli gayretler gösterdikten sonra büyük bir başarısızlıkla ekonomik olarak çok zor duruma düştüğünüzü var saydığımız bir senaryo içerisinde olun . Söz konusu arkadaşınızın da işlerinizin kötüye gittiğini öğrendiğini tahmin ettiğiniz bir dönemden itibaren sizi aramamaya başladığı dikkatinizi çekmiş olsun . Bu durum nefs açısından şöyle değerlenecektir  ” yahu yaptığım bu kadar iyilikten ve senelerin dostluğundan sonra adamın beni ele alış biçimine bak , insan hiç bu kadar senenin ve iyiliğin kadrini bilmez mi ? ne nankör adammış ya , şu zor durumumuzda ondan yardım isteyeceğim diye beni aramıyor helal olsun ”  diyerek karşısındakini nankör ve vefasız ilan eder . Yukarıdaki ve üzerinde olduğumuz örnekte nefsin çevremize vefasızlığı yayarken yada birini vefasız ve nankör ilan ederken , biz hiç kimseye karşı vefasızlık örneği göstermeyeceğimizi veya kimseyi de bu şekilde ilan etmeyeceğimizi teyit ederek El Berr ismini anmalıyız . Nefsani hangi tanımlama olursa olsun bizim çevremizi değerlendirirken takınacağımız düşünce biçimi her zaman gerçeklerin ne olduğunu öğrenmektir .

Bir dizi örnekle çok fazla da uzatmamak gayesi ile devam edelim , nefs borç aldığımız bir arkadaşımızın borcu verirken düştüğü tüm kayıtları unutturup borcu vadesinde ödememe senaryoları yazar , aralarında bazı tatsızlıklar oluşmuş ailelerde eşlere yeni adaylar arattırıp , eşini terk etmeyi yada verdiği sözü unutturmayı fısıldar , verilen her türlü sözü hafife almayı alışkanlık haline dönüştürmeye çalışır .

Söz vermenin nereden örnek alındığını , bizim için yapılmış en küçük vefa sınıfına giren iyiliği yapana karşı duyulacak kadir kıymet duygusu oluşturmayı , nankör olmamayı ve nankörlük etmemeyi unutmayarak El Berr ismi ile bu yöndeki nefsani algılarımızı bertaraf etmeliyiz .