PAYLAŞ
El Bari İsminin Yorumu

El Bari İsminin Yorumu

Yaratılmış tüm varlık alemi gerek farkında olsun yada olmasın her birinin bir diğerine hizmet ettiği , nefsani karşı çıkmalarla aşılamayacak ve değiştirilemeyecek derecede sağlam bir ahenkli program üzere kurgulanmıştır . Üzerinde çalışma cür’etinde bulunduğumuz El Bari ismindeki söz konusu olan tüm kavramlar , derinliklerde yukarıda bahsedilen bu hizmet kavramına dayanmaktadır . Açılımı oldukça geniş bir çerçeveye oturtulabilecek bu isimde tüm varlık aleminin birbirine sadakat ile hizmet etmesine nefsin gösterdiği tahammülsüzlüklerin yarattığı algıların ne olduğu ifade edilmeye çalışılacak , hangi kavramların haktan nefs aracılığı ile batıla dönüştürülme gayreti tespit edilerek , insan bünyesinde her zaman ilk olarak gerçekleştirmeye çalıştığı hakk bilincine olan saldırısı anlaşılmaya çalışılacaktır .

Bu ifadeye bağlı olarak konuyu açmaya çalışırsak , nefsin önce çevresinin sadakat duygusundan ayrıldığı iftirası ile toplulukları bir birine düşürme eğiliminde olduğu ve hiç şüphesiz ki bu iftira illüzyonunun gerçek failinin de kendisi olduğunu söylemek tabii ki mümkündür . Çevresindeki tüm insanları hizmete sadakatten ayrılan bir kitle olarak kendi bünyesine kabul ettirmeye çalışan nefsin yaptığı aslında insanları bir birine düşürmek basit bir söylemle fitne yaratmaktır . Eğer bu fitne gerçekleşmiş olursa insanların bir diğerine yaklaşımı sen bana bunu yaptın , o bana şunu yaptı gibi birbirini suçlayan bir zihin yapısındaki gibi olacak ve her kez karşısındakini sadakatsizlikle suçlayacaktır . İşte nefsin zihinlerimizi bu fitne bataklığına çekmeye başladığı durumlarda her kesin sadakate bağlılığına güvenle El Bari ismini anmalıyız .

Şuraya çok dikkat etmek gerekir ki nefsin bu kendi amaçlarına ulaşmak için , fitne gibi insanlar arasındaki ahengi dahi bozabilecek bir musibeti kullanabildiği , hedeflerim için her şeyi yapmak mubahtır eğilimi ve bunu insan bünyesine hakim kılmak için olmadık senaryoları kullandığı duygu , yine kendisine ait ihtiras vehmidir .

İslamın hakk manasında farklı konulardaki tüm önermelerine yada emirlerine tam bir bağlılık göstermek ve bunu uygulamak sadakadır , sadaka ve sadakat aynı kök olan sıdk kökünden gelmektedir , bu notu yazmaktan muradım fitne eğiliminin çok farklı alanlarda kendisini gösterebileceği için kendi ihtiraslarını kontrol ederek insanlığa hizmet etmek amacı ile gerçekleştirilen her fiilin , dinimiz açısından bir sadaka olduğunu hatırlatmak içindir . Ancak tam aksine hizmet içeriğini kaybetmiş sadakatin yerini nefsani ihtirasların aldığı davranışların hepsi de kul hakkı dediğimiz diğer insanların hizmet alma ve etme hakkını görmezden gelen bir ilişkiler zeminine yönlendiğimizin resmi olacaktır. Şimdi yukarıda sözü geçen kavramlar çerçevesinde belli örneklerle nefsin fitne eğilimini tespit etmeye çalışalım .

Kendi sektöründe büyük bir firmanın üst düzey yöneticilerinin yeni bir genel müdür seçmek için düzenlenen bir toplantıdan bir sahne hayal edelim . Yönetim kurulu başkanı yeni seçilecek genel müdürün niteliklerini saymaktadır ve o kişinin özverili , çalışkan , entelektüel , dış ticaret formasyonlu olması gerekliliğini sayarken , genel müdür yardımcılarından birisi yüksek sesle öksürerek o anın sessizliğini bozar ( şöyle bir varsayımda mümkündür , arkadaşımız yönetimin tüm şartlarına kabul gösteren bir sunum da yapmış olabilir ) . Bu öksürük yada yaranma şeklindeki sunum o genel müdür yardımcısı hakkında aklımıza , arkadaşımız ihtirasına yenilerek kendisini ön plana çıkarıp bu şartlara uygun kişinin kendisi olduğu doğrultusunda başkanın dikkatini çekmeye çalışıyor şeklinde bir vehim getirebilir . İşte bu nefsani bir iftiradır ve arkadaşımızın sadakatten vazgeçerek eşit şartlarda yönetimin karar vereceği bir yarış yerine , ihtirasları ile yoğurulmuş davranışları sonucu kendisini ön planda göstererek makama ulaşmaya çalışıyor şeklindeki yorumlara zemin hazırlayan bir düşünceyi yine nefs zihnimize yönlendirilir . Bu düşünce tarzının sonucu ise eğer o kişi makamı elde ederse sen bizim hakkımızı yiyerek , kendi ihtirasların için bizim yeteneklerimizi hiçe sayan davranışlar sonucu herkesi yok saydın gibi birbirine düşme dediğimiz noktaya gelmek olacaktır .

Şimdi nefsin hazırladığı fitne içerikli algılara daha farklı bir açıdan bakarak , onun yapabileceklerinin ve insan üzerindeki etkisinin ne kadar önemli olduğununu ve yine aynı ölçüde insanları bir birine düşürebilecek tehlikeli noktalara ulaşmaya çalışabileceğini tespit etmeye çalışalım . Bir alış veriş merkezinde acil ihtiyacınız olan bir ürünü almak için çok kısa süreli bir dükkana girdiğinizi ve o anda tezgahtar kızın son zamanlarda çok şişmanladım derken , karşısındaki beyinde , ben hiç öyle bir şey görmüyorum , kilon çok iyi ve fiziğinde her zamanki gibi düzgün dediğine şahit olduğunuz bir hikaye olsun . Nefsin tipik davranışı olan bu tip durumlarda fikir beyan etme ve bunların arasında bir şeyler var iftirası o an zihnimizde belirebilir . Haklarında hiç bir şey bilmediğimiz insanlar , belki ikisi de başka kişilerle evli , belki de kardeştirler ve bir anda nefsani iftiranın muhatabı oluverirler . Bu tip toplumun çeşitli noktalarında ortaya çıkabilecek , bir aile ferdimizin her hangi biri tarafından özellikle meslekler ve yaşam alanları çerçevesinde taciz edilebileceğine dair nefsani iftiralar çok dikkatle takip etmemiz gereken vehimlerdir . Böyle durumlarda El Bari İsmi bizim için sığınılacak bir limandır.

Saymakla bitmeyecek kadar çok ve geniş yelpazesi olan bu isim için son ve basit bir örnek daha vermeye çalışalım . Farklı bir kaç kişilik gurubun oturduğu bir kafede , her zaman olduğu gibi her kesin konuşmalarından yine her kesin haberdar olduğu anlar olur . Sizde kendi masanızda arkadaşlarla tartışırken yanınızdaki masayla konu birliğiniz olur ve sizin savununuz o masadaki ile aynı doğrultudadır . O an arkadaşlarınıza olan sadakatinizi sorgulayan ve yan masaya yaranmak için beyanlarınızın devamını söyleyen bir eğilimde olduğunuzu hissedersiniz . İşte sizi arkadaşlarınızı satmaya yönlendiren bu yaranma duygusu, çevresine rüşvet dağıtan bir nefsin sadakatsizliğidir . Çevremizi bu gözle görmeye yönlendiren nefsimizin eğilimlerinden El Bari İsmi ile korunmalıyız.

İşte yönetici adayı ve kafedeki sohbet örneğinde olduğu gibi ön plana çıkmak için yapıldığı iddia edilen iftira ve rüşvet verme eğilimlerinde, mağazadaki müşterinin beyanlarına dair olmadık şeyleri uydurma hallerine karşı sadakat bilincimizin yerini alarak Allah’ın El Bari ismini anmamız bizi söz konusu algıların etkisinden koruyacaktır. Düşüncelerimize düşen algılar bizi davranış kararları almaya asla yönlendirmemelidir.

Bu ve bundan sonraki üç isim insan ilişkileri konusunda önemli olduğunu düşündüğüm ip uçları içermektedir .