Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf

Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf

poe

Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf

Duygu, düşünce ve psikoloji dünyamız, insan kompozisyonunun tüm hallerinin bir göstergesi olduğu gibi, davranış kararlarımız üzerinde kimliğini tescil ettirmeye çalışan benliğimizin de karakteristik tüm özelliklerini gözlemleyebildiğimiz  sübjektif yönlerimizdir. Evet, benliğimizin bizi etkisi altına almaya çalışan eğilimlerinin bir kişiliği vardır. Duygularımızın tümünü ifade ederken kullandığımız kavramların arka planında çeşitli illüzyonlarla örülmüş, gerçeğinde takdiri bizlerden saklamaya çalışan ve tartışmaya açan hikayeleri ile yanılgı alanları yaratan benliğimiz bulunmaktadır. Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf muhteviyatındaki yazılarımda, duygu, düşünce ve psikolojimizdeki söz konusu nefsani yansımaların mevcudiyeti ve kişilik özellikleri ile ilgili derinlik tespitlerinin ayrıntılı bir incelemesini bulabilirsiniz. Ayrıca algı olarak ifade etmeyi doğru bulduğum nefs yansımaları karşısında, Allahın İsimleri çerçevesinde zikir ya da anış esaslı olarak nasıl bir algı yönetimi yapabileceğimizi de detaylı bir biçimde anlatmaya gayret edeceğim.

Şimdi izninizle tüm duygularımız arasından ve çok önemli olduğunu düşündüğüm nefsani eğilimimizden bir örnek alarak Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf konulu yazılarımın ana temasının ne olduğu ile ilgili bir bakış açısı oluşturmak istiyorum. Nefs ile duygu, düşünce ve psikoloji dünyamız arasındaki ilişkiyi anlatmaya gayret ederken, nefsimizi çözümlemeye çalıştığım örnek duygumuz kıskançlık olacaktır. Elbette Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf bilgilerimiz ışığı altında, bizleri tahammülsüzlüklere yönlendiren kıskaçlık da dahil tüm söz konusu hallerimizin nasıl gönül hoşnutluğuna dönüştürüleceğine dair ip uçlarını da Allah’ın İsimleri ve Tevhid çerçevesinde değerlemelerinize sunacağım.

Kıskançlık dudaklarımızın arasından süzülen basit bir duygunun ifadesi değildir, takdiri tartışmaya açtığı konusunda hiç şüphe yoktur ve maddi manevi bende olanlarla diğerlerinin sahip oldukları arasındaki  kıyasın ip uçlarını bize sunar. Ama hepsi bu kadar mıdır? Başkalarının sahip olduklarını kıskanırken, onlar hakkında ipe sapa gelmez düşünceler üreterek, sahip olduklarını kaybetmelerini planlayan hased eğilimi bu işin içine dahil edilebilir mi? Elbette! Hiç düşünemeyeceğimiz pek çok bağlantı çıkar bu kompakt nefsani eğilimin arkasından ve insan benliğinin en ham hali olan şehvet de ben diyen kıyaslar illüzyonistinin en ham halidir, bu dünyada ki her şeye sahip olacağım şuursuzluğunun bir göstergesi olarak. Tüm dünyanın kendi etrafında döndüğünü ve bulunduğu sohbet ortamlarında konuşulan her şeyin kendisi ile ilgili olduğunu resmederken, dudak kenarlarına gönderdiği hafif gülümseme ile kendisini ele veren nefs psikolojisi, bu hal ile de ben demenin zirvesine tırmanmaktadır.

Benliğimizin ana eğiliminin takdiri tartışmaya açmak olduğundan bahsetmiştik. Fakat anlatılanlardan anlaşılacağı üzere, saklamaya çalıştığı gizli gerçeği olan kendisini ve tekamül sürecini başka insanların nefsi ile kıyaslama gibi, yine çevresinin sahip olabileceği maddi bir değeri kıskanmak kadar masum olmayan vehimleri, derinlikleri mevcuttur nefsimizin. Kıskançlık kıyas yaparak ben demenin bir yolunu bulmak olduğu için, ki bu en iyisi bende var demeye çalışmanın bir tezahürüdür, aynı zamanda nefsani psikolojinin bir yüzünü de açığa çıkarmaktadır. Bu duyguyu yaşadığımızda başkalarının sahip olduklarından daha iyisine sahip olduğumuzu ya da olmamız gerektiğini vehmediyorsak, takdire nasıl rıza göstereceğimiz konusunda bir yol bulmalıyız değil mi? İşte ben ve benim sahip olduklarım herkes den  üstün veya öyle olmalı diyen nefsani eğilimler karşısında, gönül alemini yaratan ve orada üstünlüklere yer olmadığını beyan eden yaratıcımızın, tevhidi bir bilinç oluşturmamız gerekliliği üzere bizi kurguladığını fark ederiz.

Şu ana kadar hep üstünlükler arayan nefs yapısı üzerinde örnekler oluşturduk. Onun gerçek kişiliğini kavrayabilmemiz için Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf yazılarının çatısını oluşturacak ikinci bir alan daha gerekli şimdi bize. Söz konusu alandaki nefsani eğilimi, aşağılanma noktalarında onun nasıl bir tavra sahip olduğunu anlamamızdan geçmektedir. Çift yönlü bir yelpazenin bir ucunda benden başlayarak şehvet, hased, kıskançlık gibi eğilimlerle kendisine yer edinen benliğimiz, yelpazenin diğer ucu olan aşağılanmalar alanında hangi duygularla bizi davranışa yönlendirme gayretindedir biraz da bunu inceleyelim. Bazen maddi manevi her şeyi, onları elde etmişlerin tartışmasız üstünlüğünde gören nefs, onları kıskanmak yerine, ulaşılamayacak değerlere sahip olduklarını vehmederek farklı bir duygunun etkisi ile bizleri yönetmeye çalışır. İşte benliğimizin aşağılanmayı dahi kabul ederek bize dikte etmeyi çalıştığı eğilimi biz günlük dilimizde hayranlık olarak ifade etmekteyiz.

Bu perspektiften bakıldığında nefsin kişilik özelliklerini çizmekte önemli bir yol aldığımızı söylemek her halde yanlış olmaz. Özünde takdire karşıtlığını kıskaçlık görüntüsünün arkasına saklanarak kendisine ait olmayan üstünlükleri insana kabul ettirmeye çalışan nefs, diğer yandan bir kişiye, toplumsal kesime, hatta bir ulusa sahip olduklarından dolayı hayranlık beyanı ile yaklaşarak kıyaslarda aşağılanmayı da kabul edebileceğini göstermektedir. Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf makaleleri, genel yapısı itibari ile tevhid bilinci oluşturma çalışması olduğundan, sözünü ettiğimiz yelpazenin kapsadığı alanda ortaya çıkan benlik yansımaları, Allahın 99 İsmi arasından hangisinin söz konusu şirk içeren eğilimlere karşılık geleceğini irdelemekten ibarettir. Nefsin tüm müşrik halleri gerçek manada üstünlük makamlarının gerçek sahibi olan Allah ‘ a imanın gönle sükun etmesine karşı hazırlanmış illüzyonlardır. Allah’ın İsimleri ya da Esmaül Hüsna tüm bu söz konusu müşrik nefsani eğilimleri tevhid bilinci oluşturacak şekilde kuşatmıştır. Daha basit bir ifade ile iç alemimiz de oluşan kişilik sahibi nefsani tahammülsüzlüklerin her birine, Allahın İsimleri arasından derinlik tespitleri yapılarak bir tanesinin, üstünlüğü gerçek sahibine teslim etme ve aşağılanmayı red imanı ve bilinci ile karşılık gelerek, gönül hoşnutluğu yarattığına şahit olmaktayız. Tevhidi bilinç oluşturmak daha açık bir ifade ile Allah ‘ ın insana lütuf etmiş  olduğu maddi manevi hiçbir nimetten ötürü bir üstünlüğe yada kıyas sonucu bir aşağılanmaya gönül aleminde yer olmadığına dair ortaya koyabileceğimiz şuur, nefs tekamülü ya da gelişimi için olmazsa olmaz bir metafizik faaliyettir. Sufizm işte bu eylemler alanının insan hayatında resmedilmesidir. Tasavvufta Esmaül Hüsna çalışmaları resmedilen bu tablodan nefs mertebeleri yani onun tekamül süreci için elde ettiğimiz ip uçlarını yine nefsin hallerine göre insanın hizmetine sunmaktır.

İslam ve tasavvuf arasındaki ilişkiyi incelediğimizde Allah ‘ ın takdirine imandan, insan bünyesindeki nefs ve duygu, düşünce ve psikoloji içerisindeki varlığının yansımalarını anlamamız gerektiğini anlıyoruz. Allah ‘ ı anmak gibi İslam anlayışının akait ya da tevhidi inanış biçiminin temelini oluşturan yine Allah ‘ ın verdikleri ile mutmain olunması gerekliliği beyanı, bu sitedeki metinlerde nefs kaynaklı eğilimlere algı yönetimi şeklinde çözüm üretme gayretleri olarak oluşmuştur. İman ve nefs ile Allahın 99 İsmi, Esmaül Hüsna ve Tasavvuf arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışan yukarıdaki kurgu, Allah’ın İsimleri nin ve karşılık gelen duygularımızın tümü için sitemizde ifade edilmeye çalışılacaktır.