Algı Psikolojisi

Algı Psikolojisi

1520
0
PAYLAŞ

Algı Psikolojisi

İnsanlar , aralarındaki gönül bağı aracılığı ile varlıkların birliği yada teklik felsefesinin birer temsilcisidir . Söz konusu vekalet doğrultusunda da varlık aleminin sahibinin bu konudaki beyanlarına uygun şekilde davranış biçimleri oluşturmakla yükümlüdürler . Biz Allah kavramının izlerini Kur’anı Kerimdeki İsimleri aracılığı ile , varlıklar arasındaki gönül iletişimini kuşatan etkisinde görmekteyiz . Bu sırrı ancak kendi benliğimizde diğer bir ifade ile derinliklerimizde yaptığımız yolculuğun ruh alemimizde bıraktığı müthiş tadta bulmaktayız . Hepimizin bildiği gibi bu mükemmel duygu tüm varlıkların gönül aleminde yüce yaratıcının “ ben size verdiklerimle , aranızdaki sır çerçevesinde üstünlükler ve aşağılanmalar alanı layık görmedim “ anlayışının hazinesinde tadılmaktadır . Bu alandaki üstünlüğün sahibi sadece kendisidir . Bizlere düşende onun bize vermiş olduğu bu değerin karşılığında yine onun istekleri doğrultusunda davranışlar oluşturmaktır . İşte insan bu bakış açısı çerçevesinde Allah’ın , gönül alemindeki üstünlüğün tek sahibi olarak , onun varlığına kıyasen davranış bilinci geliştirebilme özelliği ile kurgulanmıştır .

Peki neden böyle bir kurguya ihtiyaç duyulmuştur insan için ? Öncelikle Allah , varlığından haberdar olunmasını istemiş ve yarattıklarının yine bu varlığın üstünlüğüne iman etmesini dilemiştir. Ancak yarattıklarının hiç birisine verdiklerinden ötürü üstünlük , ayrıcalık vermemiştir . Bunun bir adım ötesi ise varlığının özelliklerinden haberdar olunması dileğidir . Peki biz onun varlığının özelliklerini nasıl öğrenebiliriz . İşte burada çok önemli bir konu karşımıza çıkmaktadır , insanın benliği . Benlik kendisine özgü özellikleri olan ve bizim davranışlarımıza kendi yansımalarını katmak isteyen metafizik yanımızdır . Onun varlığının eğilimlerini ise kendisine ait olmayan üstünlükleri kendisinin zannetmek yada her türlü aşağılanmayı kabul edebilme yelpazesinde bir yer tutmaya çalışırken görmekteyiz . Bu nasıl bir yelpazedir ? İşte bu sorunun cevabını , günlük dilde duygularımızı , düşüncelerimizi ve psikolojimizi ifade etmekte kullandığımız kavramların içerisinde gizli bir halde bulmaktayız . Bu şu manaya gelirki söz konusu kavramların tümünün illüzyonlarla örtülmeye çalışılan gerçek bir hikayesi vardır . Yazılarımızda bu hikayeleri tek tek açıklamaya çalışacağız .

Herhangi duygumuzdan küçük bir örnekle konuyu anlamaya çalışalım , beceriksizlik ile güç aynı kavramın ve bu vesile ile tek bir duygunun iki ucudur . Birisi üstünlük isteği iken diğeri aşağılanmayı kabul edip davranış yelpazesinde yer almaya çalışan eğilimlerdir . İkiside irdelendiğinde bir işi halledebilme konusunda benliğe ait iki farklı tavırdır . Birisi maddi ve manevi açıdan kendimizi kuvvetli hissettiğimizde her şeyi yapabilirim edasıdır , diğeri yaşamı boyunca hiçbir şeyi halledemiyeceğine ya da halledemediğine inanmış bir psikolojinin yansımasıdır . Benliğin kaynaklık ettiği bu tür eğilimlerin varlığı , bizi kendi istekleri doğrultusunda davranışlara yönlendirmek , kendi isteğini bize yaptırmak içindir . Hiç şüphesiz ki başarabilirse önce kendisi bundan büyük bir zevk alacak çünkü gidilecek yer yasaklar ya da günahlar alemidir , devamında bizi de günahkar edecektir .

Benliğin hareket alanını ifade ettikten sonra bir adım daha ileri giderek , bizim davranışlarımıza sızmayı planlayan yanı ile beraber kendisinin nasıl bir davranış şekli olduğunu anlamaya çalışalım . Benlik en basit tercümesi ile kıyas demektir ve bunu yapmadığı sürece onun varlığından söz etmek mümkün olamaz . Kıskançlığı , çekememezliği , düşmanlığı , kini hep kıyaslar sonucu ortaya çıkar . Bir arkadaşınızın arabası sizinkinden güzelse benlik , ah benimde olsa der kıskanır , liderliğe yürüyen bir arkadaşınızın konumunu kabullenemez , hiçbir kasıt olmadan söylenmiş kelimelerden husumetler yaratır , kendimizi ezilmiş hissettirerek tüm dünyaya kinlenir gibi bir sözlük dolusu hikaye .

İşte insanın kurgusu , benliğin bu oyunlarını çözümleyip yaratıcının üstünlüklerine teslim olma bilinci yaratmak ya da iman geliştirebilmek üzere biçimlendirilmiştir . Ancak bu yöntemle insan Allah varlığını kavrayabilir , eğer bu program daha basit yöntemler benimsenerek gerçekleştirilmek istense idi , kulluk bilincinin ya da varlık aleminin hiçbir manası olmazdı . İman yaratılmışların kaderidir .